Sayıklamam.

 

Kendimi bir anda dünyadaki en yalnız insan gibi hissettim. Bu, içten içten işleyen bir oyuktu. Gece aniden uyanmak ve ona sığınmak da iyice alışkanlığım oldu. Bu geceyse çok susamış biri gibi kalktım. Çok susamış biri, ne kadar su içerse içsin susuzluğu geçmeyecekmiş gibi hisseder. 

Önceden acemiydim. Art arda su bardaklarını doldurup içersem susuzluğum geçer sanırdım. Oysa bu sadece mide bulantısı verir. Susuzluk çok su içerek geçer mi? Başlangıçta rahatlatır ama geçmez. Hatta miden bulanır. Bekleye bekleye içmek daha doğru bir seçenek gibi görünüyor. Önce bir bardak, sonra ara, sonra bir bardak daha.

Bazen kendi kendime gidip su içiyorum. Su içesim geliyor. Çok susamasam bile, suyu seviyorum. Ama sonra, bazen... Çok susadım. O kadar çok susadım ki! Su içsem zehirlenirim ama çok susadım. Su içsem geçmez ama çok susadım.

Ne anlatıyorum? Çok susadığımı. Aslında susuzluğum geçmişti. Ben geçirmiştim. Zamanla, bekleyerek; bir yudum, bir yudum daha... İnsan bu dünyada tek değil ki, insan yalnız olduğunda bile tek değil ki. Bu yüzden yine susadım, çok susadım. Yine...

Bu yıl pek film izlemedim. Tek tük. Her yıl olduğu gibi bu yılın ilk altı ayında da ne yaşıyorum ben diye sorguladım. Yılın ilk altı ayında susuz kaldım. Oysa su önemlidir. Su bir insan için önemlidir ya, çok önemlidir. Ama ben susuz kaldım. Korkunç bir susuzluk.

Oysa film listem vardı. Listem vardı. Susarken bile. Susuzluktan geberirken bile. Bir film izleyesim geldi çok fazla. Neden içimde yükseldi bilmem. Bir izleyeyim sana döneceğim.

Bu gece sadece konuşmak istedim. Sayıklamak. Dışarıda böyle hoş bir esinti varken ben susuzluktan ne yapacağımı bilemeyerek yazdım. Çok susuzum. Yarın sabah geçecek, bir anlığına. Güneş parlarken bile mi geçecek? Yaz güneşi parlarken bile mi? Hayır, susuzluk hep orada. Ben sadece şimdi söylüyorum. Susuzluğumu sana söylüyorum.

Aslında yıldızlara bakınca taze bir hisle doluyorum. Onları unuttuğum anlarda koruyucu bir tekdüzelikle yaşıyorum, amaçlılık. Amaçlılık. İşte bunu görebiliyorum. Suyla dolu yerleri, oralardaki beni görebiliyorum. Öyle bir yerde susuz hissetmem. Susamam demiyorum; susuz hissetmem diyorum. Burada su yok.

Yazmak bana su vermese de, kulaklarıma dalgaların sesini getiriyor. Bu beni rahatlatıyor. Uykuya dalmadan önce hissettiğim dingin bir anın dalgınlığı gibi. Koruyucu bir sığınak. Rüyalarımdan ördüğüm bir sığınak, bloğum. 

Gizli değil; onun özelliği bu, gizli olmaması. Böylece koruyucu. Susuzluğumdan beni koruyor. Bu hayatta beni susuzluğumdan koruyan başka da bir şey yok zaten. Bir bloğum. O da ne komik... Kelimelerden damıttığım suyla yaşıyorum.

Ne susuz bir yaşam... Bunu düşünmediğimde bile susuzluk orada. Oysa iyi ki düşünüyorum. Ara sıra da olsa. Böylece kalbim kırılmıyor. Düşünmek benim koruyucu kalkanım. Gerçekten öyle. Susuzluğu düşünüyorum, böylece kuraklığın içinden geçerken kendimi eksik hissetmiyorum. Susuz hissediyorum ama eksik değil.

Bundan bir roman çıkar. En olmadı bir öykü. Birçok öykü. Birçok hayal. Ama ben gerçeğim. Susuzluğum gerçek.

Belki bu bir sonraki aşama. Susuzluğu aşmak. Susuzluğu kuraklığa rağmen aşmak... Bir ödül yok. Ödül beklememek lazım. Sadece aşmak var, yoksa susuz kalmaya devam edersin.

Bir ödülün olmaması ne tuhaf... Buna çok canım sıkılmıştı ve çok kalbimi kırdı. Sana söyleyebilirim. Yine de anlıyorum. Bunu bile mi anlıyorum? İnsan her şeyi de anlamamalı ya, anlayış... Belki de susuzluktan değil, anlayıştan ölmüşüm. Aslında o kadar da anlayışlı değilim ama başka seçeneğin olmadığında anlayışlı da olursun. Sadece olursun. Olursun, olursun, olursun olursun olursun olursun...

Susuzluğum geçmedi, yanılgıya düşme. O başka bir yerde geçecek, başka bir iklimde. En azından artık bunu görebiliyorum. Ben bunu bile göremezdim. Öylesi daha iyi falan değildi. Bunu görememek daha iyi falan değildi!

Zihnimdeki soru: Öylesi daha mı iyiydi acaba?

Uyusaydım, tatlı bir rüya görseydim. Neden uyandım ki? Üstüne, susuzluğuma bir kahve yaptım... Aslında kahvenin tadını artık sevmediğimi fark ettim. Ama içmezsem dağılırım. İnsan bazı şeyleri yapmazsa dağılır. 

Ben artık dağınık değilim. Artık görebiliyorum. Artık susuzluğumu hissediyorum. Önceden, susuzluğumu başka bir şey sanırdım. Benim bir sorunummuş gibi. Oysa o sadece dışsal bir neden, belki birçok. O benimle ilgili değil, bana yönelmiş bir şey. Susuzluğumu ben üretmedim.

Kendimi hep suyu olan bir yerde hayal ediyorum. Parça parça anlar. Ama sana söyleyemem. Önceden korkmazdım ama artık korkuyorum. Gerçek olmamasından korkuyorum. Ömür boyu susuz yaşayamam! Ölürüm... Bir ödül olmasa bile hayatımda, suyla dolu bir yere varmayı deneyebilirim.

Deneyebilirim...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar