Yeniden bir hayalim var. Aslında yeni bir hayal değil. Yıllar evvel günler ve geceler boyunca araştırdığım şeyler. Oysa zaman içinde onlara inancımı yitirdim. Onları gerçekleştirebileceğime, onları gerçekleştirebilsem bile bir anlamının kalacağına inancımı yitirdim. Diğer yandan bu hayaller benim için gerçekten anlamlıydı. Çünkü hani bazı resimlere veya fotoğraflara bakınca, kalabalık bir görüntü olsa bile, odaklanacağınız kişi veya nesneyi net olarak görürsünüz ya... işte bu hayallerde de odak noktası bendim.
Bunları düşünürken henüz çok gençtim. Hatta kardeşimden bile daha küçük yaştaydım. Her şeyi planlamadan, önümü görmeden rahat edemezdim. Mutlu olabileceğim senaryolar bulmadan adım atamazdım. Sadece mutluluk değil, maddi güvence ve hatta yaşlılığımı bile düşünürdüm. Bu da beni cesur kılarmış (anlamamıştım). İstekli, güçlü ve cesur. Sonra yavaş yavaş anlamlarını yitirdiklerini düşünmüştüm. Şimdiyse dönüp baktığımda görüyorum ki, aslında anlamını yitiren birden çok şey değil, tek bir şeymiş. İçimdeki temel bir şey, ne olduğunu ben de bilmiyorum, sarsılmış. Bu nedenle resimdeki odağımı görmekte zorlanır olmuşum.
Umudumun, sebeplerimin ve kendime güvenimin yitirilmediğini görüyorum. Özellikle son yıllarda yoğun olarak hissettiğim burukluk hissi de sanki uçtu gitti. İnsan odak noktasında kendini konumlandırırsa, sanırım bir şeyler için çaba harcamayı istemek bile heyecan verici olabiliyor. Kimseyle kendini kıyaslamadan, hatta kendinle bile kendini kıyaslamadan devam etmelisin. Bir yol seçip, önün zaman zaman sisli görünse bile, hareket etmelisin. Yürümeli yürümeli yürümeli, bazı duraklara varmalı ve yolu izlemelisin. Belki yerleşmelisin de bir yere ama asla ama asla hareketsizliğe alışmamalısın. Kaslarının, zihninin ve kalbinin sıcaklığını her daim diri tutmalısın.
Bunu not düşmek istedim.
![]() |
| (Çiçeklenmeler, Melisa Kesmez). |

Hayallerin bazen sisin içinde kaybolsa da, senin anlattığın gibi yürümek, duraklara varmak ve yeniden odaklanmak daha çok önemli cadı. Ve insanoğlu her daim sıcak, umutlu bir bakış açısına sahip olmalı. İmkansız belki ancak Elfler gibi ışıklı bir yolların olsun ehe.
YanıtlaSilDuraklar kısmını çok iyi yakalamışsınız. Önceki yazım biraz depresifti (bir itiraf) ancak tam olarak düşüncelerimi yansıtmıyordu (olan okuma listesine oldu :). Her neyse, bu yazımın da teması aslında duraklar. Sadece daha yapıcı bir bakış açısı, belki. Çok teşekkür ederim bu güzel temenni için. Gerçekleşecektir, hokus pokus. (Hatta ışıkların birazını size, birazını diğer okurlarıma gönderdim :).
Silİnsan umutsuzluğa kapıldığı, artık olmuyor dediği anlarda bile yeniden başlamalı kesinlikle. Yolun ne getireceği hiç belli olmaz. Berbatbir yol halay bile edilemeyecek güzelliklere gebedir belki de.
YanıtlaSilhedefler olunca, çok isteyince gündelik yaşamda karşımıza çıkan diğer konular, sorunlar birer minik ayrıntı oluyor, onlar bizi pek ilgilendirmiyor, zaten bir hayalimiz var yani :) bütün başarılı insanlar tutkulu :) hayallerimiz tutkularımız da kimseyi ilgilendirmez :)
YanıtlaSilHer nedense ''yanıtla'' seçeneğini kullanamıyorum. Bu nedenle genel bir yanıt vereceğim.
YanıtlaSilAda Deniz,
Belirsizlik belki de sandığım kadar bana karşı değildir, böyle düşünmeye başladım. Sanırım hep bir güvencem olsun, dayanabileceğim bir şey olsun isteği içindeyim. Düşersem bir yere tutunabileyim ya da kendimi onarmamda bana yardım edecek bir şey olsun... Ama yok. Gerçi belki de düşmem.
Deeptone,
Evet, gücünü kendinden almana yardımcı oluyor hedefler.
Yazın bana bir alıntıyı hatırlattı. “Yüzmeye devam et, yüzmeye devam et…” Belki biliyorsundur bunu. Sevgili İlkay, yüzmeye devam et, çokça sevgilerimle. <3
YanıtlaSilRoza,
YanıtlaSilSenin aracılığınla bildiğim bir alıntı. Bir yorumunda veya yazında görmüştüm. Hoş ve anlamlı. Ancak yaşam yorucu. Yine de yüzerken sadece yüzmeye odaklanmalı ve ötesini berisini çok didiklememelisin diye düşünüyorum artık. Bir şeylerin farklı olmasını çok isterdim. Yani somut şeyler bile değil. Somut şeyleri ben yapacağım, ben yüzeceğim zaten benim yerime bir başkası değil. Çok kırgınım ve öfkeliyim de sanırım. Şu an değilim ama genelde öyleyimdir. :) Yine de artık buna tutunmanın saçmalığını inkar edemem. Üzgünüm, bazı şeyler değişemiyor. İnsan direksiyonu eline almalı, yoksa çok kırılır ve yakınır bunu net olarak görüyorum. İleride bir yerde eksikliğini çektiğim şeylerin farklı görünümlerde telafisi olabilir. Veya belki ben unuturum veya beni etkilemez. Şu an bile bir önemi kalmadı. Sadece biri beni ayağımdan dibe çekmesin yeter. Malesef duygularını yoğun ve şiddetli yaşayan biriyim. Bu beni boğuyor. Her neyse, yüzmeye devam. Yorumun için teşekkür ederim, sevgiler. <3
Sevgili İlkay, duygularını yoğun ve şiddetli yaşamanı o kadar iyi anlıyorum ki bu konuda da seninle benziyoruz. Ama lütfen unutma duyguların aynı zamanda senin gücünü oluşturuyor, onları düzenlemek de kötü olaylarda dengelemek elbette önemli. Anca duygularını yoğun yaşayan biri olarak küçük, tatlı anlar yaşamın güzel taraflarını da diğerlerine göre daha fazla hissediyorsun öyle düşün. Bu yüzden bu aynı zamanda da bir güç bence :) Davranışa dökme konusunda ben de açıkçası sürükleniyor gibiyim akışta, fırtınalı bir denizdeyim bıraktım kendimi akıntı beni sürüklüyor. Ama belki de bu dönemde de böyle olması gerekiyordur :) Bu da geçici, sonuçta önceki yaşadıklarımız da geçti ve şu an içinde bulunduğun durum da geçecek. Bazen olayların içinde bu farkındalığı görmezden gelebiliyoruz ya da görmek istemiyoruz ama öyle. Çokça sevgilerimle, sana kocaman sarılıyorum <3
SilRoza,
YanıtlaSilMalesef blogda yorumları ''yanıtla'' seçeneğini kullanamıyorum... Sebebi hakkında bir fikrim yok, umarım geçicidir. Her neyse, bu nedenle en baştan bir yorum ekliyorum :).
Evet aslında duygular için denge ve kontrol önemli. Öte yandan hayatın akışını kontrol etmeye çalışmak yıpratıcı. Bence de 20'li yaşların ortasında bocalamalar sık yaşanıyor. Gerçi benimkisi bayadır sürüyor ama neyse :). Kendini fazla tutmak bir şeyi düzeltmediği gibi, ruh halini kötüleştiren bir şey. Hatta fiziksel olarak bile belirtileri olabiliyor. Bu nedenle insan, yaşamını kendine zehir etmemeli. Belki de biraz güvenmek lazım akışa, hayata veya öyle şeylere. Aslında bu tip yazılarımı da o nedenle yazıyorum. Bocalayınca bakayım diye.
Tekrardan teşekkür ederim yorumların için. Her şey gönlünce olsun <3
Test cevap yorum :)
SilAaaa yanıtlayabiliyorum teşekkürler :))
SilRica ederim ne demek :)
SilKimseyle kendini kıyaslamadan, hatta kendinle bile kendini kıyaslamadan devam etmelisin. Bak bunu hiç bir kişisel gelişimciden duymamıştım. Çok güzel bir öneri. Kendini, kendinle bile kıyaslama.
YanıtlaSilOnlar demez, demez ki onlara daha çok ihtiyaç duyulsun aaa vaoovvv denilsin. :) Ben diyorum ahahhaha, insan en çok (iyi de biriyse) kendine düşman olur, kendine rakip olur ama olmasın. Kişisel gelişsin, anda gelişsin. :)
Silblog forum nete bildirdim. gelecek yardıma :)
YanıtlaSilEvet sorun düzelmiş teşekkürler :)
Sil:)
Sil"Onları gerçekleştirebileceğime, onları gerçekleştirebilsem bile bir anlamının kalacağına inancımı yitirdim." Bu ifadende kendimi gördüm. Bir zamanlar hayalleri süsleyen şeyler şimdi anlamsız ve gereksiz detaylar gibi geliyor. Bunu yaşamak kırılmanın sonucu olsa da bakış açısı da değişmiş oluyor insanın.
YanıtlaSilİnsan isteksizleşiyor gerçekten. Bu, dudak bükmek gibi bir şey değil. Emeğinin boşa gittiğini bilmesi, emeğinin görülmemesi ve aslında o yoldaki yorgunluğun değmediğine inanmak etkili bence. Bu akşam kardeşimle konuştuk ve onunla konuşurken de biraz buruk hissettim. Oysa artık anlamı olmayan bir şey ama emeğime üzüldüm. Emeğimi düşünmüyordum aslında (ki bu yazımı tek bir şey için yazmamıştım, genel durumlar için yazmıştım) veya emeğimi değil, hayallerimi düşündüğümü sanıyordum ama hayır. İnsanı üzen, emeklerinin bir anlamının olmadığını düşünmesi. Daha evvel de yazmıştım, tatmin olmama hissi ile ilgili bir şeyler. Bunlar hep birbiriyle bağlantılı durumlar bence. Neyse, her şey olacağına varıyor. Bir de her şeyden gerçekten bir şey öğreniyoruz ama ben artık somut bir şey elde etmeden kendimi ''saf'' gibi hissediyorum :) Artık somut fayda istiyorum çünkü can sıkıcı bir durum boşa yürüyüp durmak. Bence zaten boşa yürüyüp durma hissi insanı körelten şey. Belki de yeniliklere ve adım atmaya açık olmalı. Tek bir şeye tutunmak yorucu ve yıpratıcı.
SilBu bahsettiğin hâlden ben de geçtim İlkay'cım. Galiba yolculuğun bir parçası bu hisler. Özellikle 20'li yaşlarda dış dünyaya ve oradaki insanların benle ilgili fikirlerini duymaya daha açıktım galiba. Şimdi bir şey yapmak istiyor muyum? Kendine dair iyi ve geçerli nedenlerim var mı? Kısmını sorgulayıp insanlarla ilgili kısmı pas geçebiliyorum ve bu harika bir his. 😆
YanıtlaSilEvet ya pas geçmek en iyisi gerçekten. İnsanlar ancaaaa konuşsun. Akıl veren çok oluyor ama yardım eden yok. Elle tutulur bilgi veren zaten yok. Anca çen çen çen. Biraz dolmuşum. :) Doldum çünkü üstüne nazik de bir insanım malesef. Kaba veya katı olmalı aslında. Herkes benim gibi nazik, her şeyi gerçekten irdeleyen ve karşısındaki kişinin şartlarını düşünen düşünceli ve sınırlara saygılı biri değil çünkü. Gerçekten kendim gibi biriyle bir karşılaşmamışım şu ömrü hayatımda. Gider ayak da kendimi övmem :)) Kimseye bir şey demeyip yolun sonunda kendim en sonunda tek başıma yaptığımı yolun başında yapmak en iyisiymiş onu anladım. Dediğim gibi insanlar anca yorum yapar, şunu yap bunu yap. Nasıl yapayım, deneyiim fikir elle tutulur bir şey?? Yok. O zaman sus yani, amannn neyse. :)
SilHayallere doğru gitmekten vazgeçersek haysattan vazgeçeriz.
YanıtlaSilBence de :)
Sil