Yeni
Ayın İlk Günü | Mayıs 2022 (01.05.2022)
Öncelikle bayramınızı en içten dileklerimle
kutlarım :)
Her ayın yeni gününde yazdığım yazılarda beklentilerimi ucundan çıtlatıyorum. Çoğu zaman bunları açık açık söylemiyorum. Çünkü sanırım gerçekleşmemelerinden korkuyorum. Bu aysa bir şey beklemiyorum. Çünkü beklemeyeceğim, ben yapacağım. :) Böylece korkmayacağım.
Geleceğe dair ne istediğimi bilmeme karşın, bunu
ancak geçtiğimiz günlerde kendime söyledim. Bir şeyleri erteleyip duruyorum.
Artık bahanelerimin küçüklüğünü görüyorum; bu nedenle onların arkasına
saklanamam. Çünkü bahanelerden daha büyük bir potansiyele sahibim. En
büyük bahanem paylaşamamaktı. Beklentilerimi, herhangi birisiyle işte. Tamam o
zaman, ben de beklentilerimi paylaşmam. Yaptıklarımı paylaşırım, olur biter.
İlerlemek istediğim alan(lar) hakkında detaylı
araştırma yapıp üstüne düşeceğim. Bunun dışında, beni ben yapan şeyleri yapmaya
devam edeceğim. Öykü, masal, blog yazmak; fotoğraf çekmek gibi. Bir fotoğraf
hesabı açmaya karar verdim. Bu konuda emin değilim aslında ama bir nevi arşiv
oluşturabilirim belki bu yolla. Sence nasıl fikir? Instagramda bir hesap
açabilirim belki diye düşünüyorum. Ama düşünmek beni bir yere taşımaz. Bu bloğu
açarken bile pat diye açmıştım. Düşünseydim eminim ki şu an bu satırları yazmıyor
olurdum.
Sezgilerimi ve isteklerimi küçümsüyorum. Oysa
sezgilerim beni isteklerime götürüyor. Biliyorum, dünya böyle bir yer değil. En
azından bize öğretilenler böyle. Ama ben buna inanıyorum işte, ne yapalım. Oysa
aslında herkes kendi öğretisine inanıyor bir yandan. Kendi yaşamını kuruyor,
bunun için bir şeyler yapıyor veya yapmıyor. Bir şey yapmamak bile bir şey
yapmak bir yerde. Bense bekliyorum. Çünkü korkuyorum biliyor musun? O yüzden
yapacağım. Sanki asfalt bir yol var ve oradan gitmem güvenli ve bilindik. Ama
ben yolun yan tarafındaki çayır çimende çiçekler ve kelebekler peşinde koşmak
istiyorum, gibi bir şeyler, hislerimin tercümesi.
Bu gece uzun zamandan sonra Chungking
Express'i izlemeye başladım. Ama şu an bir hayli yorgunum. Birkaç güne bir kez
daha izleyeceğim onu baştan sona. Bu gece ilk yarım saatini izledim.
Görüntüleri seçilemeyecek kadar hızla akıp giden sahnelerde net olan tek şey
ana karakterlerdi. Daha evvel izlediğin, hem de severek izlediğin bir filmi
daha sonrasında farklı ve dikkatli bir bakışla izlemek de ayrı bir tat veriyor.
İyi ki sanat var.
Hoşça kal. Güzel bir ay geçirmeni dilerim.
:)
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
Yeni
Ayın İlk Günü | Mayıs 2022 (01.05.22) - (Evet aynı ay iki yazı yazmışım ve silmişim. :)
Film sahnesi havasını yakalayabildiğim fotoğraflar çekince kendimi çok memnun hissediyorum. Bu fotoğrafı çok ışıklı bir günde çektim. Bugün :) Bu nedenle telefonumun parlaklığını ne kadar arttırırsam arttırayım ekranında beliren görüntüyü net olarak göremedim. Biraz sezgilerimle çekivermiş bulundum bu fotoğrafı yani :P Ama çektikten sonra çok beğenmiş, hatta arkadaşıma da gösterip böbürlenmiştim. Normal ışıklı bir mekana geçip fotoğrafa bakınca ise fotoğrafın havasını bozan bir izmaritin orta yerde çıkıntılık yaptığını fark ettim. Olsun, yine de güzel bir fotoğraf bence. Tam istediğim şey olmasa da.
Tam istediğimi yakalamama belki de kimsenin dikkat bile etmeyeceği bir izmarit engel olmuş, bak sen şu işe... Bugün arkadaşımla buluştuk. Onunla konuştuklarımızı henüz anladığımı düşünmüyorum aslında. Ama o da özetle bunu söylemişti bana. Benim kendime kurduğum bu cümlenin başka konular için kurulmuş başka versiyonlarını. Bu senin çektiğin güzel bir fotoğraf İlkay, izmarite kimse dikkat etmeyecek.
Nisanda derin bir nefes aldım ve işte bu ay da sevdiğim şeylerle uğraşacağım ve çalışacağım bir ay olacak, oluyor.
İyi bayramlar!
:)
Mayıs.
(01.05.24)
Bizi mutlu eden küçük
şeyler sözüne asla inanmıyordum biliyor musun? Bir şey bizi mutlu ediyorsa
başkalarına göre küçük bile olsa büyüktür, gibi bir düşüncem vardı. Sanırım bu
da bir çeşit beklenti oluşturuyor. Hiç kimsede değil, kendimizde. Oysa gerçekten
de bizi mutlu eden küçük şeyler varmış. Eurovision şarkılarını dinlemek gibi.
Bunu uzun zamandır yapmamıştım. Ama sonra bir tepki videosuna denk geldim ve eskiden hissettiğim o Eurovision ruhu
olayı bende yeniden canlandı. Sanırım bu tip küçük şeylerin bizi mutlu etmesi
için kendi içimizde bile olsa büyük olmasına veya onları büyük olarak
nitelendirmemize gerek yok.
Aynı zamanda insanın
kendiyle zaman geçirmesinin de çok özel ve güzel bir şey olduğunu düşünüyorum.
Kendimle haddinden fazla zaman geçirmişimdir ama bunların kaçında gerçekten
sadece kendimle buluşmuştum bilmiyorum. Muhtemelen pek azında. Oysa sevdiğin, hadi
sevmesen bile tanıdığın olsun, biriyle buluştuğunda onunlayken başka bir şeyle
ilgilenmek gerçek bir kabalıktır. Karşıdaki kişi de sıkılır, sen de. O halde
kendimizle buluşurken de bunu hesaba katmalıyız diye düşünüyorum. Kendimizle
buluşurken, yalnızca kendimizle buluşmalıyız.
Bu ayın, içimizde
titreşen heyecanları kabuğundan çıkarmasını diliyorum. Bazen kendimi çok
heyecansız hissediyorum. Oysa böyle değil biliyorum. Ben hep heyecanlıyımdır.
Bu heyecan bazen toprak altındadır ama oradadır. Hem cırcır böcekleri bile...
Ah! Konu aynı simgelere gelmeyecek korkma. Sadece diyordum ki, cırcır böcekleri
bile gün yüzüne çıkıp milletin başını şişir, aman pardon serenat vermeden
evvel, toprak altında titreşirlermiş. Bence heyecanlarımız da böyle. İçimizde
titreşiyor ama uygun zamanda açığa çıkıyor. Biz bile ne ara oldu anlamıyoruz.
Bunu zorlamanın da bir mantığının olmadığını görüyorum. Olacak olan oluyor.
Küçük veya büyük; ama sanırım özünde güzel. Güzel güzel. Bize tatlı bir heyecan
hissi yaşatan şeyler güzeldir. Sadece güzel. Belki de bir şeyleri nitelendirmek
de yersizdir. Her şey olduğu gibidir işte.
Güzel bir ay diliyorum.
Hoşça kalın.
bir şeyler dinlemek için tıklayabilirsiniz.
Not: Aaaa 2025'te niye yazmadım acaba Mayıs yazısı. Ne yazık... Oysa okumayı çok isterdim. :)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder