İçim, yıldızlarla dolu rüzgarlı bir yaz gecesi gibi sevgili okur.
Böyle gecelerde gökyüzü açık, yıldızlar ışıl
ışıldır. Gündüzün sıcağı ve bunaltıcılığı yerini serin havaya bırakmıştır.
Serin ve şiddetli bir rüzgara. Bu nedenle yıldızları uzun uzun izlemek için bir
gece daha bekleyeyim dersin. Yine de içinde tanımlayamadığın bir genişlik
vardır. Ferahlık olmasa da... içinde uzay zaman bükülmüş bükülmüş bükülmüş ve
nihayet genişlemiş gibi hissedersin.
Uzayın büyük bir kısmı karanlık maddeden
oluşuyormuş. Onun nasıl bir yapı olduğu bilinmiyor. Ben de kendi içimdeki
karanlık maddeleri anlıyorum. Kendimi sorguladığım falan yok. Sanırım sorgulama
olayı direkt benim kişiliğim. Yani oturup da bu niye böyle demem, şak diye
farkındalık gelir bana. Neden sonuçludur pek tabii ama ben sabırsız biriyim.
Üstüne uzun uzun düşünemem vallaa.
Bazı geceler hala hüzünlü olduğum oldu. Ama
eskisi gibi değil. Hüznümün sebebi korkum aslında. Bir şeylerin olmayacağına
inanmak, bir şeylerden vazgeçmek; onu deneyimleyebileceğini bilmekten çok daha
kolay. Oysa bir şeyler için emek vermek kadar insana yaşadığını hissettiren bir
şey yok bence.
Sana aynadaki yansımamı değil, direkt aynayı
anlatıyorum değil mi? Bunun çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Yaniii,
düşünüyordum. Sanırım bu nedenle yansımamdan çok, aynamı yazdım. Sanki ayna
değiştikçe, yansımamı da farklı görür oldum. Yansıma gerçeğin kendisi değildir,
oysa ayna yansımayı gerçekten görebilen tek şeydir. Bu nedenle sana yolumu
anlatmak bana hep daha güzel geldi. Beni görebil diye sanırım. Veya ben kendimi
görebileyim diye bilmiyorum. İkisi arasında gerçekten bir fark var mı ki?
Sanırım önceden, mutluluğu bir ideal olarak ele almışım. Yaşım daha küçüktü ondan mı acaba? Yoksa fazla olgunluk yanılgısına mı kapılmıştım? Benim için pek çok şey bir idealdi. Bu nedenle onları tam olarak yaşayamadım. Ben bir ayna değilim. Bir şeyi kusursuz görmeme gerek yok. Hisler kusurludur. Evet öyle. Seni yanıltır. Yine de bizi canlı kılan budur. Yanılmak.
Belki de yanılgı da diye bir şey yoktur. Ama
içimde daha o derse gelmedim. Bunun da korkuyla bir ilgisi olabilir mi sence?
Boşver, hepsi zaman kaybı.
Sana bir söz yazmıştım hatırlıyor musun? Bir
dersimde bir hocam laf arasında söylemişti, ben de o sözün sonuna bir cümle
eklemiştim. ''Hayat bir yolculuktur (la vie est un voyage), ama kendi etrafında
dönüp durduğun.'' Saçmalık. :) Yani benim eklediğim kısım. ''Hayat bir
yolculuktur.'' Bu kadar.
Sanırım sadece kendi parçalarımı bulmaya
çalıştım. Bir yapbozun dağılan parçaları gibi. Bir yerde hoşuma giden bir şey
görünce, onun benim bir parçam olabileceğini düşündüm. Oysa bu da saçmalık.
Ben canlı bir varlığım. Ben insanım. İnsanlar
parçalandığı yanılgısına sahip bütün- Bu kadar bilmişlik yeter!
Sevdiğim parçaları enstrümantal olarak dinlemeyi
seviyorum. Şarkı başka bir şarkıya dönüşüyor. Bir dönem keman coverlarını
severdim. Şimdilerde piyano dinliyorum.
(16.06.25)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder