Yeryüzü
Güncesi #4 | Kelime Oyunu 118
''Gece bulutları uzaklaşıp giderken, onları
tutmaya çalışırım. Sanki onlarda bir şey varmış gibi. O kadar geçici, o kadar
dağınık ve dağılmaya müsaittirler ki, beni geride bırakıp gideceklerini
bilirim. Yine de başım hep onlara dönüktür. Yine de, bu isteğime rağmen,
ellerim yanımdadır...''
Genç adam gülmeye başladı. ''Ne var,'' dedi genç
kadın, başını çok hızlı çevirmişti, buna pişman oldu. ''Ah!'' dedi boynunu
ovalarken ''canım yandı...''
Genç adam daha da çok gülüyordu şimdi. Genç kadın
yüzündeki memnuniyetsiz ifadeyle cık cıkladı. ''Yanındayken...'' dedi nihayet
genç adam, sesi gülüşünün ardında kaybolmuştu, ''yanındayken,'' diye yineledi
bu sefer daha tok bir sesle, ''kendimi senin asistanınmış gibi hissediyorum bazen.''
''Asistan?'' Genç kadın başını hafifçe sallayarak
bu sefer yavaşça genç adama döndü ve ekledi ''Mı...''
''Asistan. Yani...'' bir süre durakladıktan sonra
omuz silkti, ''öyle işte.''
''Ozan! Ortaya bir laf atıp 'öyle işte'
diyemezsin...'' Genç kadının yüzü yine memnuniyetsizliğini ele veriyordu. Bu
ifade genç adamı daha da çok güldürdü. ''Öyle mi işte?'' dedi genç adam genç
kadına sataşarak.
''Zaten hava da sıcak... Bulutlar birer hayalete
dönmüş, baksana! Böyle... Vuuuuu!''
''Hayalet?.. Mi...''
Genç kadın kocaman açtığı gözleriyle hızlıca genç
adama baktı. ''Sen takıl bana böyle, dalga geç bakalım. Ama bak... Ne hüzünlü
bulutlar. Bunlar hep fazlalıktan. Fazla nem var, yaaa ondan! Oysa bu kadar nemi
kim ne yapsın! Ne bulutların şekline, ne de bizim şekilsizliğimize faydası
var.''
''Sahi... Bi' dur Aslı. Deminden beri yerine
yerleşemedin, kıpır kıpır.''
''Çünkü sıcak... Ne kadar terli bulutlar ve ne
kadar...'' Genç kadın genç adamın nota defterini alıp sallamaya başladı ''ah...
Ferahladım!'' Genç adamın şaşkın bakışlarına sadece omuz silkti. Şimdi gülme
sırası, ikisindeydi.
''Bir de hep aynı şekilde oturmak rahatsız edici
Ozan... Tabi sen, sana oturalım mı denilen yerlere her bakımdan olur dediğin
için hiç mi hiç kıpırdamadan olduğun yerde durursun ama... Ben duramıyorum.''
''Belli...''
''Hep aynı yerde durmak acı değil ama, uzun
süreli olduğunda, ağrı veriyor.
O kadar çok yorucu ki, bu ağrı tıpkı Ağrı Dağı'na tırmanmışım gibi yoruyor
beni. Seni yormaz mı? Kımıldamadan durmak.''
''Hımmm. Yine eşsiz bir mecazlaştırma seziyorum. Ama
evet, yorar. Kımıldamamak yorucu, haklısın. Yine de... Eşsiz anları dolanarak
yaşayamazsın.''
''Söz konusu eşsiz anları dolanmadan da
bulamazsın.''
''Doğru! Bazen sihirli tesadüfler olur tabi,
orası ayrı. Tıpkı...''
''Bizim birbirimizi bulmamız gibi!''
''Evet yani sanırım...''
''Ozan!''
Genç adam genç kadının asılmış yüzüne uzunca
bakarak sonunda burnuna küçük bir buse kondurdu. ''Bazen,'' dedi sonra ''bazı
şeyler, mesela bazı tanışmalar, eşsiz birer tesadüf gibi görünürler. Oysa bence
değillerdir. Tabi ki seninle geçirdiğim her an, bir iksirin etkisindeymiş
gibiyim.''
''Kara büyü mü yani?..'' dedi genç kadın.
Gözlerini hafifçe kısmış, genç adama tehditkar bakışlar atıyordu. ''Vuuuu...''
''Hayır'' dedi genç adam sesini alçaltıp
''galaksi büyüsü gibi!''
''Bunu sevdim'' dedi genç kadın. ''Ozan,'' dedi
hemen sonra da kocaman gözleri ve gülümsemesiyle, ''sen gerçekten çok azimli
bir asistansın!''
''Teşekkürler efendim. Elimden geleni yapıyorum
diyelim.''
Dağılan akşam bulutları başka köşelere uçuşup
başka şekiller oluşturuyorlardı. Genç adam ve genç kadının dikkatli gözlemleri
eşliğinde, oradan oraya savruldular.
(26.08.23)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder