Yıldızları ne zaman çok ve bir arada görsem, her
seferinde hayrete düşerim. Bunu dün akşam yaşadığımda da öylece kalakalmıştım.
Ancak yanımda başkaları varken ve yürürken, belki de doğal olarak :), uzun süre
kafamı kaldırıp da onları izleyemem. Tabii, beni tanıyan birisi için yıldızlara
olan düşkünlüğüm yeni bir şey değildir ancak öte yandan, insanın büyülenmek
için bile durmaya ihtiyacı vardır (yoksa evet başı döner, şşşş).
En son okuduğum kitaptan bir önce okuduğum kitap
olan Yıldız Tozu'nun finalinde Yvaine, sarayının en yüksek katından tüm rüzgara
inat yıldız kardeşlerini izliyordu. Yazar bu noktada Yvaine'nin düşüncelerini
uzun uzun betimlememişti. Hislerini ise ancak dış bir gözlemci gözün
görebileceği kadarıyla açıklamıştı: Özlemden gelen derin bir hüzün. Bu beni
etkiledi, çünkü muhtemelen, Yvaine'nin bundan çok daha basit ama çok daha derin
hissettiğini düşündüm. Kendimi onun yerine koydum belki de. Ne zamandır
yıldızları uzun uzun izlemedim, diye düşündüm. Benimkisi nasıl bir özlem
acaba... Onları şimdi izlesem, şimdi uzun uzun izlesem, tüm rüzgara ve olası
gözlemci gözlere inat, özlemsiz bir hüzünle izlesem... Acaba ne hissederdim
diye düşündüm.
Bu düşünce içime işlemiş. Daha yarım hafta
geçtikten sonra, bahsettiğim yıldızlı akşamın da etkisiyle, eve gelince ikinci
işim (ilk işim üstümü değiştirmekti), bir sarayın olmasa da, evin en yüksek
katına çıkıp bir sandalye çekip telefonumu kendimden uzağa koyup ve evet müzik
bile açmadan, akşamın geceye döndüğü zamanın rüzgarsızlığından da güç alarak,
yıldızları izlemek oldu. Merak ettim; görüş alanımdaki bu yıldızlardan biri,
benim kahve bekleyişlerime mektup arkadaşlığı eden kış yıldızım... nerede,
hangisi acaba diye merak ettim. Hemen karşımdaydı aslında, biliyordum bunu ama
yine de, belki ilginç belki değil, kış yıldızımı bulamadım. Çok sevdiğim o
yıldız, diğerlerinin arasında kaybolmuştu.
Uzaklardan gelen bazı sesleri duydum. Bir anlam
veremedim, rüzgara karışan seslerdi. Yıldızları izlemeyen insanların sesleri.
Bazı geceler, yeryüzü ışıklarını izlerken böyle düşünürdüm. Daha küçükken, çok
daha küçükken ve büyürken, hep bunu düşündüm. Bunu o kadar çok düşündüm ki, pek
çok satırıma bile bu yansıdı. Yeryüzünün ışıkları yerine gökyüzünün ışıklarını
izlemeyi tercih etmek... İşte bu. Bunu düşündüm, bunu tercih eden insanları.
Sonra, bir ara, yeryüzünün ışıklarının da yeterince güzel olduğunu itiraf etmek
zorunda kaldım. Galiba büyüyorum, diye düşünmüştüm, yoksa alışıyorum mu
demeliydim. Bilmiyorum, ikisi de bayat farkındalıklardı ama insan, yolculuğunda
böyle bayat farkındalıkları içinde büyütebiliyor tabi.
Şimdiyse benim için ikisi arasında pek bir ayrım
yok. Yeryüzünün de, gökyüzünün de ışıkları, onları görebilenler için durup
izlenilesidir. Bunu biliyorum, çünkü bunları defalarca yaşadım. Fark ettiğim
yeni şeyse şu: Yvaine'de gördüğüm şey. Belki yazarının bile göremediği, evet bu
konuda iddialıyım, o şey. Ben yıldızları hep özlem duyarken izledim. Sığınacak
kollar aradığımda. Yıldızları izlerken hiç gülmemişim, bunu fark ettim. Hatta
ağladım, yıldızları izlerken genelde ağlarım. Bazen çok güzel oldukları için
ağlamışımdır. Bazen onlara içimden mektuplar yazıp ağlamışımdır. Bazense,
ağlamışımdır. Bu son ağlayışım, ilkti. Çünkü bu sefer yıldızların bana
sarılmadıklarını hissettim. Öylece parladıklarını parladıklarını ama bana
sarılmadıklarını. Bu beni ağlattı çünkü bunu ilk kez yaşadım.
Bu aslında geçen yaz başlamıştı. Ama çok üzgünüm
diye böyle oldu herhalde diye düşünmüştüm. Benden kaynaklı, bu anımdan
kaynaklı, bu anımdaki benden kaynaklı. Ondan oldu, kesin ondan; geçince yine
sarılacağız ki biz. Sonra araya kış girdi. Şimdi de bahar. İlkbahar ve yıldız
dostlarım beni gördüklerine dair bir göz kırpışta bile bulunmadılar. Yüreğime
dolmadılar. Bu sefer onlara bir mektup yazmadım. Biliyor musun artık biri bana
''nasılsın'' diye sorduğunda bile anlatacak bir şeyim kalmadığını fark ettim. Ondan
mı böyle oldu acaba, ondan mı yıldızlarımla artık sarılamıyoruz ki?
Bence Yvaine de böyle hissetmişti. Zamanla
yıldızlarına sarılamadığını. Zamanla, geçtiğini fark etmişti. Yine de
yıldızları izlemekten vazgeçememişti. Belki de dış gözlerin onu hüzünlü olarak
algılamalarının bile sebebi buydu. Yvaine'nin kabullenmesi. Evet, hoşlansa da
hoşlanmasa da ve bazen bu roller değişse de... yeryüzünün ışıkları arasında
(bir yıldız) olduğunu kabullenmesi.
(13.04.26)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder