Yeryüzü
Güncesi #7 | Kelime Oyunu 123
''En sonunda, çoğu zaman, doğrusu budur dediğim
şeyler üzerinde düşünürken buluyorum kendimi.''
''Ve... Doğrunun başka bir şey olduğunu mu
görüyorsun?''
''Hayır... Doğrusu gerçekten de 'bu!' dediğim şey
çıkıyor.''
Genç kadın kahkahalar atarak bacaklarına sırnaşan
kediyi kucağına aldı ve genç adamın şaşkın bakışları karşısında kedisinin tüylerinde ellerini dolaştırdı. ''Ah benim bu
haklılığım ne olacak, değil mi Bezelyecik?'' Kedi, genç kadını onaylarcasına
mırladı. Genç kadının okşadığı tüyleri kabarmış, gözleri kısık iki çizgi halini
almıştı. Genç kadın, kediyi okşarken diğer yandan genç adama yandan bakışlar
atıyordu. Genç adam sessizdi ancak çok geçmedi ki dudaklarına önce cılız, sonra gittikçe
genişleyen bir gülümseme yayıldı.
Güneş, Bezelyecik'in sarı turuncu tüylerinde
ışıldıyordu. ''Peki sen ne düşünüyorsun,'' diye sordu genç kadın.
''Bezelyecik mi, ben mi?'' dedi genç adam.
Bakışları hala ikilinin üstündeydi.
''Hımmm, görünen o ki Bezelyecik de benimle aynı
fikirde. Biz ikimiz...''
''Hep haklısınız.''
''Ben her zaman değilim tabii. Ama
Bezelyecik...''
''Miyaavvv.''
''Haklı,'' dedi genç adam. Şimdi öne doğru
eğilmiş, genç kadınla birlikte Bezelyecik'in yumuşak tüylerinin üstünde
parmaklarını gezdiriyordu.
''Çok yumuşak, değil mi?'' dedi genç kadın. Tüm
dikkati Bezelyecik'teydi.
''Öyle,'' dedi genç adam. Hala gülümsüyordu. Genç
kadın, başını hafifçe kaldırarak bu gülümsemeyi inceledi. ''Bazı şeyler insanı
farkına varamadan gülümsetiyor,'' dedi. Sesi öyle kısık çıkmıştı ki, kendisi
bile bu cümleyi belli belirsiz işitti. Düşünceleri zihninden geçer geçmez
kelimelere dökülmüştü sanki. Genç adam bakışlarını kediden ayırıp genç kadına
çevirdi.
''Güneş her yerde,'' dedi genç kadın daha yüksek
bir sesle. Boğazını temizledi ve bir elini gökyüzüne kaldırarak parmaklarının
arasına dolan güneşi izledi. ''Bugünlerde hava...'' dedi sonra, ''sanki bahar
gibi, değil mi? Baharı özlemiştim.''
''Ilık tabii ama yine de dikkat etmeli.''
''Sıkı giyinmeli değil mi?'' Genç kadın dudağını
ısırarak genç adama baktı.
''Evet yoksa üşütürsün... Aslı!'' Genç kadın
bastırdığı kahkahasını bırakınca geriye doğru düştü. Bezelyecik gerinerek genç
kadının kucağından atladı ve ikiliye onaylamayan bakışlar atarak genç kadının
yünden çantasının üstüne uzandı.
''Hep böyle yapıyor kerata,'' dedi sonra genç
kadın. Kaykılarak oturuyordu şimdi.
''Evet,'' dedi genç adam, ''hep böyle yapıyor
kerata...'' Başını sallayarak kıstığı gözleriyle genç kadını izliyordu. Genç
kadın oralı olmadan gözlerini kapattı. ''Ne zamandır seni dinlemiyorum Ozan,''
dedi sonra.
''Yanımda müzik aleti yok.''
''Taşımak zor gelir tabii. Sonuçta başka başka
işlerle uğraşıyoruz...''
''Tabii sen...''
''Ne var biraz aylaklık ettiysem...''
''Bir şey yok ama... Ben de seni dinlemiyorum
Aslı, uzun süredir.''
''Ben de dinlemiyorum,'' diye mırıldandı genç
kadın, ''uzun süredir.'' Sonra sesini yükseltti. ''Günün sonunda tokat gibi çarpar
değil mi, dinlemediğimiz tüm sesler?''
''Çarpıyorsa şanslısın,'' dedi genç adam, ''ve
etrafındakiler de.''
''Bu sıralar dinlemeye başlıyorum.'' Genç kadının
gözleri kapalıydı. Gözleri kapalıyken daha rahat konuştuğunu fark etmişti. Genç
adamın onu inceleyen bakışlarını görmediğinde cümleleri daha netti. Bu
netliğine kendisi bile şaşırdı.
''Kimi?'' dedi genç adam. O da hafifçe
kaykılmıştı. Genç kadının saçlarında dolanan güneşi izliyordu.
''Gözlerini kapattığında,'' dedi genç kadın
gözlerini aniden kocaman açarak, ''sanki zamandan bağımsızmış gibi oluyorsun.
Acaba...'' dedi genç adamın onu izleyen yüzüne bakıp ''bunun nedeni gözlerimi
kapatmam mı yoksa...''
''Kelimelerini açman mı?'' diye tamamladı genç
adam.
''Ah... Evet!'' Genç kadın düşünceliydi. Yerinden
doğrularak genç adamı hızlıca süzdü. ''Beni duydun mu?'' Genç adam, genç
kadının saçlarının arasından parmaklarını geçirdi, bir süre ellerinde
hissettiği güneşi inceledi ve ardından avucunu açarak bir yün parçasını genç
kadına gösterdi. ''Evet; ama bu nedir Aslı?''
''Ah o mu? Sürprayyyzzz!''
''Ne?''
Genç kadın, çantasının üstünde huzurla uzanan
Bezelyecik'i kucağına aldı ve yavaşça pışpışladı. Ancak bu gönül alma hamlesi
pek de etkili olmamış gibiydi. Bezelyecik sırtını kamburlaştırdı ve uzun uzun
gerindi. ''Üzgünüm Bezelyecik,'' diye mırıldandı genç kadın. Diğer yandan
kendini affettirmek istercesine kediyi pışpışlamayı sürdürüyordu. Bezelyecik
birkaç miyavlamadan sonra genç kadının kucağında dertop olarak gözlerini bir
kez daha kapattı.
Genç kadın derin bir nefes alarak genç adama
döndü. ''İyi ki kızmadı,'' dedi sonra.
''Neden rahatını bozdun ki hayvanın?''
''Bu yüzden...'' Genç kadın çantasına elini sokup
foşur fuşur sesler çıkarmaya başladı. ''Meraklandın değil mi?'' dedi sonra da.
Dudakları yüzünün yarısına yayılmıştı.
''Meraklandım,'' dedi genç adam sabırsız bir
sesle. Gözlerini kocaman açmasa, bu abartılı ses gerçek bir merak bile
sanılabilirdi. Ancak tabii, genç kadın istediği cevabı almıştı.
''Peki o zaman...'' Genç kadın çantasından
çıkardığı hediye paketini genç adama uzattı. Ancak paketin bir ucu çoktan
yırtılmıştı. ''Çok foşurdattım o yüzden sanırım...'' dedi sonra üzgün bir
sesle. Genç adam kahkahasını tutamayarak atkıyı yırtılmış hediye paketinden
çıkardı. ''Ben ördüm ha, yanlış anlaşılma olmasın lütfen...'' Sonra da atkıyı
genç adamın boynuna doladı. ''Hatta buraya gelmeden evvel de...''
Genç adamın gülümsemesi sakinleşse de, izleri
hala dudaklarındaydı. Bu izler bu kadar yakınındayken genç kadının kalbi ateşte yanıyormuşçasına
sesler çıkarmaya başladı. ''Ateş'' dedi sonra genç kadın, ''nasıl ses
çıkarır? Cızır cızır... cozur cozur?..'' Bunu belli belirsiz söylemişti ama
genç adam onu yine duydu. Genç kadının hala atkının üzerinde olan bir elini
avuçlarının arasına aldı ve göğsüne götürerek ''bunun gibi sanırım,'' dedi.
Genç kadın sanki hediyeyi kendisi almış gibi
hissetmişti. Kalbinde hissettiği ateş, yüzündeydi. ''Doğum günün kutlu olsun,
Ozan.''
Genç kadın, genç adam ve Bezelyecik güneşte
ışıldayan kocaman bir yumak olmuşlardı şimdi.
(11.02.24)
Küçük bir not: Ay ne doğum günüymüş arkadaş her yıl Ozan'ın doğum gününü kutlamışım vallahi kimse Aslı'nın doğum gününü kutlamamış pooffff.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder