Gecegezen Kızlar (Tomris Uyar) | Kitap Yorumu

Yazar: Tomris Uyar, Yayınevi: YKY

Kitabı okumak düşler arasında seyahat etmek gibiydi. On öyküden oluşan kitapta hangi masal nerede başlayıp gerçekliğe bağlanıyor, özellikle de birkaç öyküyü okuduktan sonra benim için iç içe geçmiş bir hal aldı. Kitapta yazarın da Öykülere Girerken başlıklı önsözünde ifade ettiği gibi, masalların yersiz ve adsız kişilerinin takip ettikleri düşsel amaçların yeryüzüne inmiş yaşamlardaki avuntularla örülü gerçekliklere dönüşünün öykülerini okuyoruz.

Tomris Uyar'ın atmosfer kuran bir yazar olduğunu daha evvel bir kitap yorumumda (Güzel Yazı Defteri (Tomris Uyar) | Kitap Yorumu için tıklayabilirsiniz.) ifade etmiştim. Bu kitabındaki öykülerinde de yazar bir atmosferin içinden biz okurlarına seslenerek öykülerini başlatıyor. Bu bakımdan özellikle de öykülerin giriş paragraflarına doyamadığımı ve her öyküyü bitirdikten sonra bu ilk paragrafa mutlaka geri döndüğümü söylemeliyim. Bu girişler, bir düşün beklenti dolu belirsizliğini içerisinde barındırdığı gibi, bir sonun tekdüze yanıtını da basitçe ifade ediyordu. Sen buradasın, diyordu karaktere, gezdiğin uçsuz bucaksız anılar, hayaller ve avuntular denizinin kıyısında bir düşü düşlüyorsun. Sen, yaşamın kıyısından yaşamın içindeki bir haline bakıyorsun.

Bazı öyküler gerçekçi bir olay örgüsüne yakınken, bazıları mekan zamanın belirsizliğiyle soyutlaşmış bir akışa sahipti. Bu bakımdan bu öykülerin anlatımında büyülü gerçekçilikten yararlanıldığını söylemek mümkün. Ben kitabın en çok da bu sınırları belli ancak bu sınırların içindeki yer yer gerçek dışılığa kayan imgesel dünyanın yayılmacı izleğini takip etmeyi sevdim. Bu bakımdan en sevdiğim öykü şuydu demek bana bir yapının tek bir parçasını çekip o yapıyı görebildiğimi ifade etmek kadar tutarlı geliyor. Yine de olayları merkeze alarak olmasa da, dil anlatım bakımından en içimde yer tutan ve atmosferiyle okuma anımdaki gerçekliğimi kaplayan öyküler şunlardı diyebilirim: Sonucu Belki, Ormandaki Ayna, Geriye Kalan Günlerimizin İlki, Gecegezen Kızlar, Düşkırıcı. 

Bu öykülerin bende özel bir yer edinme sebebi ise karakterlerin bir düşün içindeyken bile gerçek dünyalarından getirdikleri bir parçayı yüreklerinde taşımaları oldu. Bunu samimi ve insani buldum. Bu parça, yürek parçasıydı. Bir kalbin kırgın yüzeyinden çekip çıkarılan, böylece fark edilen bir gerçek: Yürek. Karakterler bu parçadan türeyen umut, kırgınlık, cesaret ve korkaklığa sığındılar. Bilinmezlikte ilerlemelerinin ve etraflarını saran rüyadan çıkmalarının tek hatırlatıcısı buydu. Bence en hayali düş bile içerisinde gerçeğin parçasını taşıma eğilimindedir.

Özellikle de hayali sisiyle gerçekliğimi saran, başarılı bir anlatıma sahip bir öykü kitabı.

Kitaplarla kalın.


Gecegezen Kızlar Kitap Alıntıları

''Eğer biri, masalları ilettikleri bildiriyi, öykülerin anafikrini ve serüven romanlarından çıkarılması gereken dersi birkaç sözcükle özetlemek zorunda kalsaydı, bu sözcükler: yüreklilik, cömertlik ve özgürlük tutkusu olurdu. Masallar, insan kararsızlığını ve uyanıklığını, son çözümlemede kişinin duyduğu özgüveni ya da kişilerin birbirlerine olan güveni ve insanın insanlık içindeki yerini dile getirir. Böyle bir güven duygusu, ne pahasına olursa olsun 'mutlu bir son' yakalama eğiliminden çok daha anlamlı, çok daha güçlüdür.'' -Fernando Savater (Sayfa 7 - Öykülere Girerken)


''Neredeyim?'' dedi kendi kendine, uyandığının bilincine tamtamına varamadan. Uyanmanın gündelik çiğ ışığına yaklaştıkça, derinlerden yüzeye tırmandıkça, ürkü gitgide artıyordu. (Sayfa 9 - Sonucu Belki)


Bir süre sustular. O, gerilerde kalan denizi düşündü, renkli tekneleri, artık yağmayan, yalnızca beyaz kürkünü yayıp kentleri örten karı. (Sayfa 11 - Sonucu Belki)


Ufak ayrıntılardan öyküler çıkarmaya bayılırım da... (Sayfa 12 - Sonucu Belki)


'Onları mı, bilemiyorum. Ama şirketin temiz odalarını, çınlayan genç kahkahaları, topuk tıkırtılarını, renk renk soket çorapları, saçma sapan gülmeleri, sitemleri, küskünlükleri, barışmaları, çay içmeleri, çalışma günlerinin kokusunu, tınısını özlemişim. Ama o kadar.' (Sayfa 19 - Ormandaki Ayna)


Bana uzun yıllar yetecek bir geçmiş elde edebilmek için neler yapabilirim acaba? (Sayfa 31 - Geriye Kalan Günlerimizin İlki)


Anlaşılan, bazı şeyleri kendi başıma öğrenmem gerek. (Sayfa 35 - Geriye Kalan Günlerimizin İlki)


'Onu kitaplardan tanıyorum,' mu diyeceksin? (Sayfa 44 - Kavalın Parmak İzi)


''Düşlerini sakın bırakma,'' dedi. ''Özel düşlerini kimseye kaptırma sakın.'' (Sayfa 50 - Gecegezen Kızlar)


O'nun sesinin yardımıyla kavramaya çalışıyorum olup biteni. Suçluluk duyduğumu sanmıyorum. Ara sıra bir acı yokluyor, o kadar. Sesi, balık iğnesi gibi saplanıyor içime. (Sayfa 68 - Alien)


Dalgındım, yorgundum. Biten bir yazıdan sonra hep asla yazılamayacakmış gibi gelen ikinci yazının öncesindeki uçurumda, boşlukta. (Sayfa 68 - Alien)


Anlamsız bir çağda yaşıyoruz. Dünya toplumlarına geniş bir açıdan bakmayı öğrendiniz mi, gençlikteki inançlarınız da tavsıyor, eski kavgacılığınız kalmıyor. (Sayfa 69 - Alien)


Kalbim nasıl atıyordu... Ya gelmezse? Ya gördüğümde onu tanıyamazsam? Ya ilk gördüğümdeki gibi değilse? Alışık olmadığım bir çarpıntı. (Sayfa 71 - Alien)


Denize dönüyor. Tophane'nin taşlarına çöküyor: ''Anacığım desene, tahta oğlun bir kukla olmuş, bir canalıcı, bir düşkırıcı. İşi bitik.'' (Sayfa 90 - Düşkırıcı)



Not: Bu kitap yorumu yazısı reklam değildir, kitap önerisidir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar