Bir çiçek.


Bir keresinde üniversiteden bir arkadaşım bana bir küçük sukulent hediye etmişti. Abartmıyorum; bu, hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biriydi! Gerçekten mutlu olmuştum. Neden bilmiyorum. Belki ona daha evvel bitkilerle ilgili söylediğim bir şeyi hatırladığı içindir, belki de bana yaşayan bir şeyi verdiği içindir; ve belki de bu nedenle o an, arkadaşlığımızın nefes alıp veren ruhunu görmüşümdür ve onu sevinç olarak hissetmişimdir. 

İnsanlarla kurduğumuz ilişkiler de bence canlı. Tıpkı bitkiler gibi onları da fazla veya az sulamamak, yeterli miktarda güneş aldığından emin olmak ve bazı durumlarda toprağıyla özel olarak ilgilenmek gerekebiliyor. Bazı çiçekler çok narin oluyor ve onlarla özel olarak ilgilenmen gerekiyor. Bazı bitkiler ise o kadar da narin olmuyor ama sen çok narin oluyorsun ve bu sefer de bu nedenle bitki zarar görebiliyor. Sukulentim onunla yanlış ilgilendiğim için yavaşça ölmüştü. Öldüğünde çok üzülmüştüm.

Evde bitki olması insanın kalbine sevinç verir. Böyle olmadık bir anda, pat diye! Odada bir sümbül gördüm. Canlı, nefes alıp veren hoş bir lila rengi. İlk yaptığım şey onun yanına gitmek olmuştu. Tıpkı bir çocuk gibi onu yakından inceledim. Hayır, rengi güzel diye değil; nefes alıp veriyor diye. Sonra da kokladım. Koku: Ruhunun kanıtıydı. Bir şeyin ruhunu görmek insana sevinç verir. Böyle, kalbini çarptırır. Bir bitkinin, bir hayvanın, bir insanın... Bebeklerin, çocukların ve çocuk kalanların, tabii arada artık ''yetişkin'' olanların falan da. Belki bir yerin ve hatta zamanın. Bir de tabii, iki insan arasındaki bağın ruhunu görmek. Bunlar beni hep heyecanlandırır.

Anneannemin kendimi bildim bileli çiçekleri vardır. Sanırım hayatta en sevdiği şeylerden biri de çiçekler. Düşünüyorum da, sanırım onun çiçeklere olan sevgisi de beni heyecanlandırırdı. Sanırım, bu sevgideki ruhu da görebiliyordum ondan. Bir şeyi sevmek çok güçlüdür çünkü. Bu gücü ona bakan herkes görebilir. Sevgiye bakan. Tıpkı renkli bir çiçeğe bakmak gibi. Renkli bir çiçeğe bakınca herkes farklı bir şeye dikkat edebilir tabii. Renk, şekil, koku; belki biraz daha cins olanlar onun ruhuna falan da bakmaya çalışır? Ama her ne olursa olsun görünen şey aynıdır, bir çiçek.

Tek tek birçok şeyi sevebiliyoruz. Bazen sevecek spesifik bir şey arıyoruz. Bir amaç. Oysa, nedir ki amaç? Bence tüm bu sevilenlerin, tüm bu görülenlerin ve tüm bu ruhların toplamıdır. Bana bunu lila sümbülüm fısıldadı sanırım. Daha evvel sukulentimi duymamıştım; ama onu duydum.

(18.03.24)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar