Bugün uzun zamandan sonra ilk kez uzun uzun
yıldızları seyrettim. Sanki hepsi bana kollarını açmış gibiydi. Hem de beni
görür görmez! Bu durum yüzüme bir gülümseme kondurdu; ve ben de kollarımı
açarak olduğum yerde kaykıldım. ''Sevgili yıldızlar, sevgili yıldızlar; ben de
sizi özledim!'' Ama öyle lafla peynir gemisi yürümezdi. Peki ne ile yürürdü?
Kollarını ve kalbini kocamann açarak. Ben de öyle yaptım.
İçeriğini asla hatırlamadığım ama o içeriğindeki
bir alıntısını zihnimden atamadığım, hatta yıldızlara her bakışımda aklıma
zincirleme kaza yapa yapa kelimelerini tıkıştıran bir kitabın bir alıntısı var.
İşte:
''Yıldızlı bir gecede, gökyüzünün altında kendini
acemi ve çaresiz hissedersen, bu, yıldızlara bakarak başka şeyler düşündüğün
içindir. Yıldızlara bakarak yalnızca yıldızları düşünmek gerekir.''
(Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Barış Bıçakçı, Sayfa
143 - İletişim Yayınları)
Sanırım yıldızlara aşık biri olduğum için bu
alıntı zihnimde yer etti. Çoğu gece yıldızları izledim. Çoğu sabah da. En
sevdiğim de, hani o, günün ilk ışımaya başladığı anda yavaş yavaş ışıkların
arasında kaybolan yıldızları izlemekti biliyor musun? Sessizlik yerini sokaktan
geçen tek tük arabaların ve insanların yerine bırakırdı. Gün başlardı, hava
ısınırdı; yıldızlar uçmuş gitmiş... Bir tek ay var solgun bakışıyla. Bir de
ben.
Özellikle de üniversite tercih döneminde bunu çok
yapardım. Sabahı hep yıldızlarla birlikte karşılardım. Gecenin kızıllaşmasını
izlerdim. Siyahlığın uçup gitmesini. Ben ne olduğunu bile anlamadan. Yavaş
yavaş ve hızlı hızlı. Öyle büyülüydü ki, bu hissi anımsamak bile onun bana
hafifçe dokunmasını sağlıyor. Yine bunu yapabilirim tabi. Yine kendimi böyle
hissedebilirim. Ama bilmiyorum; belki de o zamanlar buna gereksinim duyduğum
için özel olarak etkileniyordum. O an hiçbir şey düşünmezdim. Sonra içeri girince
aslında çok şey düşündüğümü anlardım. Düşünmeden düşünüyormuşum meğersem. :)
Bundan daha öncesinde, bu sefer hava serin
eminim, babamla bir akşam gökyüzünü inceliyoruz. En sevdiğim şey. Sonra bir
anda üzerimize doğru bir ışık kütlesi geliyor gibi oldu. O an öyle
büyüleyiciydi ki, aklıma dilek tutmak bile gelmedi biliyor musun? Meteor
kayması. Bir daha da hiç böyle etkileyici bir kayma görmedim. :) Gerçekten
büyülüydü.
Bu gece de her yıldız bana göz kırptı sanki. Tam
yerimden kalkacağım, uzaklardan birisi ''hey ben de burdayım dostum, bi' selam
yok mu?'' diyor. Olmaz mı... :) İçimin sevindiğini hissettim. Yıldızların
üzerine konmuş ilham perilerinin bana göz kırptığını. Bu hissi neden buraya
yazıyorum acaba? Bilmiyorum. Sanırım seninle de paylaşmak istedim. Artık burası
bir dünya değil benim için. Öznelerden ibaret. Ben; ve... Beni kim okursa işte.
Selam sana, sevgili okur?
Bak bir yıldız kayıyor gökyüzünde.
Valla kayıyor, yalan söylemiyorum.
Sen görmesen de bir şey olmaz.
Hadi bir dilek tut.
Ve o dilek o yıldızın kuyruğuna atlasın, dolana
dolana dileğini bulup sana getirsin.
Ya da... Seni dileğine götürsün!
:)
(26.06.23)
![]() |
| Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll. |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder