Bloğum 3 Yaşında.

 

Bugün çok sevdiğim bloğumun doğum günü. Yine böyle yıldızlı ve rüzgarlı bir gecede yeni bloğumu açmıştım. O zamana kadar zor bile dayanmıştım. Çünkü anlatmazsam, çatlamasam da, yaşayamazdım.

Neden Neptünlü bir Cadı olduğumu sanıyorum ki yeri geldikçe pek çok kez anlattım ve pek çok kez anlattığım yazılarımı da pek çok kez sildim. Bu nedenle bir kez daha anlatmam ilgi çeker mi, emin değilim. Buna gerek var mı, bu konuda da çekimserim. Hem ben her yeni veya yeniden dirilen yazımda aynı konuyu bile ele alsam, farklı anlamlara ulaşmayı yeğlerim.

Bence tam da bu nedenle Neptünlü bir Cadı olmayı seçtim. Bunu uzun uzun düşünmemiştim. Hatta son ana kadar Plütonlu olmayı planlıyordum. Sonra bir anda, klavyemin tıkırtıları arasından uzak bir yıldız doğdu. Belki de bu blog, onun dünya ruhudur kim bilir...

Sen farkında değilsin ama, benim hayatımı pek çok kez kolaylaştırdın sevgili okur. Bunun için sana çok teşekkür etmeliyim. Bir blog yazmak yıllar içinde benim için pek çok anlama geldi. Kendi büyüme yolculuğumu blog üzerinden okudum diyebilirim. Yaklaşık on bir yıl boyunca blog yazdım. Ancak tüm bu yıllardan geriye bana ne kaldı diye baktığımda aklıma sadece uzak bir yıldız pırıltısı geliyor. Bundan olacak, bu bloğumdaki pek çok yazım defalarca metamorfoz geçirdi ancak hala bir kelebeğe dönüşebildiklerini söyleyemeyiz.

Önceden olsa bu beni üzerdi sanıyorum ki. Önceden olsa pek çok şey beni üzerdi. Üzgün bir kız olan beni bloğum daha neşeli bir kız yapmadı ama yine de üzüntülerime daha farklı bir perspektiften bakmamı sağladı diyebilirim. İçimde olmayan hiçbir şeyi blog veya başka bir kişi veya şey vesilesiyle var etmedim, belki de sadece gördüm. Blog yazmak bir anlamda kendimi görme yolculuğumdu.

Son bir iki yıldır ise blog yazmanın benim içimdeki anlamının değiştiğini fark ediyordum. Buna bugün bile uzak yıldızların pırıltısını işitmeseydim bir yanıt veremezdim. Yalnızlık hissi üzerime beklemediğim anlarda çöküyor. Bunun beni etkiliyor olması tuhaf. Yıldızları izlerken, onların da yalnız olduğunu düşündüm. Bu bana güç vermese de, artık daha az yalnız hissediyordum. Çok da şey yapmamak lazım. :)

Tüm o yıllar, senin göremediğin arka planda, belki de daha korkusuz olma serüvenimdi. Bazen hayatımın başlangıcını düşünürüm. Öyle devasa anlam arayanlardan değilim. Sadece olanı görmeye çalışıyorum. Bu nedenle de hayatımı düşünürüm. Bu hayatın bana neyi anlatmak istediğini. Çok fazla yanıt buldum. Ancak çok fazla yanıt bulmak, ana yanıtı bulamadığını gösterir.

Ana yanıt var ama kelimelerle ifade edilemez. Sana anlattığım küçük kız, hangi yollardan geçerse geçsin ben olacaktım; bunu düşündüm. Ne yaparsa yapsın, ne tepki verirse versin... Hatta çevresindeki insanlar nasıl davranırsa davransınlar, neyi seçerse seçsinler... O kızın alması gereken bir ders vardı ve ben onu bu gece yalnız yıldızlarda gördüğümü düşünüyorum.

Tüm bunların bloğumla doğrudan bir ilgisi var. Bloğum benim arşivim. Önceden, okunmak için yazardım. Hala okunmayı ve sohbet etmeyi sevsem de... önceden, anlaşılmak için yazardım. Belki de görülmek için. Bunlar bana masum geliyor, çünkü yazı stilime bile dokunan beklentilerdi. 

Şimdi bloğumdan neyi umduğumu bilmiyorum. Neden yazdığımı bile bilmiyorum. Belki de hala çok yalnız olduğum için yazıyorum ama eskisi gibi susuz biri gibi değil. Belki evet, sevdiğim için de yazıyorum ancak kırgın bir heyecanla. Neden kırgın; belki de tek bir kırgınlık tüm parçalarıma sindi ondan.

Bazen, bazı okurlarım için de yazdığım olmuştu. Ben küçükken bazı bloglar bana anlaşıldığımı fısıldamış, bana dost kucaklarını açmışlardı. Onları unutmam mümkün değil. Malesef bu blog o bloglardan hiç olmadı ve olmayacak. Çünkü bu blog, bana hapsolmuş durumda. Birilerinin sığınağı olabileceğini sanmıyorum.

Bir gün bir şekilde beni, yazılarımı veya adımı bir yerde görürsen, dilerim yine Neptünlü bir Cadı olarak karşına çıkarım. Bu, kaybetmeyi asla istemeyeceğim bir özelliğim.

İyi ki varsın, iyi ki okurumsun.

Çok sevgiler.




10 yorum:

  1. Nice senelere :) Yıllarca yazman dileğiyle. Bir gün bir şekilde beni, yazılarımı veya adımı bir yerde görürsen, “Siz Neptünlü Cadı bloğunun yazarı mısınız? Ben Cem. Yaşamdan Yazılar. Seni tanıdığıma çok memnun oldum” derim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Aslında aynı veya daha da fazla süre blog yazan gördüm, yani süre de değil de, ben hiç ara vermeden yazdım. Bu beni her seferinde şaşırtıyor. Tamam sizi hemen anımsarım :)

      Sil
  2. Blogunun yeni yaşı kutlu olsun. Nice böyle yıllara😇

    Blogundaki her bir yazın çok değerli çok anlamlı. Ayrı ayrı iken öyle olduğu gibi hepsinin toplamında da vardığı nokta yine çok özel bence. Bir okur olarak bunu fark edebildiğimi söylemek isterim. Eminim blogunun sen de çok başka özel anlamları da vardır. Ama bu da onlardan birisi ise anlamına ulaştığını bir okur olarak söyleyebilirim.

    Bu yolculuğunda nice yazılarına... Sevgiyle😇

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, yazılarımın böyle düşündürmesine çok sevindim :) Nice yazılara diyelim her blog yazarı için :)

      Sil
  3. ayy yaa duygulandırdın, mutlu ettin :)

    YanıtlaSil
  4. Harikasın cadı. Dilerim 3 değil, 30 senelere kadar ilerler. Biz de bol bol okuruz güzel postlarını ;)

    YanıtlaSil
  5. O günü hatırlıyorum. Kağıttan düşler miydi eski blog, onu da severek okurdum. Sonra çalmışlardı ve neptunlu cadı doğdu. İyi ki doğdu:) umarım yaşlı bir teyze olduğumda da okumaya devam edebilirim. 70 lerimde filan:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şerde bir hayır var gerçekten. O olayı ben bugün bile hala anlamadım bu arada :) Neyse çok anmayalım. İsim değişikliği bana da, yazılarıma da iyi geldi. Teşekkür ederim güzel yorumunuz için :)

      Sil

Popüler Yayınlar