Ancak bir şeyi çok isteyen insanlarda filizlenen o pırıltıyı çok sevmiştim.

 

Hayatım boyunca imrendiğim tek bir kişi oldu. Kıskançlık gibi değil, hırs yapmak gibi değil. Özenmek gibi bile değil. Belki ilham gibi. Seçtiği yol nedeniyle değil. İlerlediği yaşantı nedeniyle değil. Atmosferimi kaplayan bir rüzgarın aniden hızlandığı esinti anları gibi; benim için bir hatırlatıcı.

Onun çok kararlı biri olduğunu görmüştüm. Acaba bir başkası onda bunu görmüş müydü emin değilim. Belki de o zaman değilse bile şimdi görüyordur. O kadar net ve kararlıydı ki, hiçbir şeyden olmasa bile bundan etkilendim. Bir şeyi çok istemesinden çok etkilenmişim, bunu o zaman anlamış mıydım... Anlamıştım, aslında evet, o zaman bile anlamıştım. İlginçtir, ona sessiz bir inançla inanmıştım.

Şunu hiç düşünmememe hayret ettiğim zamanlar oldu; ben kendime neden bu kadar içimden inanmamıştım acaba diye. Çok üstünde durmadım, duramadım. Belki de bu bana çok acı verdiğinden, şimdi bile.

Ben sanırım onun en çok da bir şeyi çok sevmesini, tutkuyla sevmesini sevmiştim. Pırıltılar. Yaşama bakışındaki pırıltılar. Ancak bir şeyi çok isteyen insanlarda filizlenen o pırıltı.

Herkesin hayata bakışında farklı bir ton parlar. Bazısı canlı, bazısı mat; bazısı allı pullu, bazısı desensiz. Bazısı en uzaktan görünür, dünyanın en bucağından bile görünebilecek denli parlak parlar. Öyle merakla bakarlar ki o insanlar hayata, hiçbir şeyi olmasa o parlaklığı görürsünüz. Bir şeyi o kadar çok isterler ki...İstedikleri nedir? O şey mi, o şeyi yapan kendileri mi? O şeyi yapma ihtimalleri mi, o şeyi yaptıktan sonraki hayatları mı?

Yoksa hepsinin toplamındaki değişen yaşantı veya benlikleri mi?

Umut mu? Yarınlara inanmaya dair güçlü bağları mıdır onları bu denli parlak kılan?

Bazı insanlar iyi yaşam şartları, sosyal onay, belki prestij; maddi manevi hedef ve kabullere uyum... Bunları da önemseyerek bir şeyi çok isterler, her insanın bir motivasyonu olmalıdır sonuçta evet. Ama bana öyle geliyor ki bu kararlı insanlar, gerçekten parlak bir pırıltıyla karar vermiş olan insanlar, daha farklı oluyorlar. Ya da benim hayatım boyunca en büyük yaram bu olduğu için ben bu insanlara elimde olmadan hayran oluyorum.

Bu insanların sayıları az. Her insan bir şeyi isteyebilir, her insanın kendi pırıltıları olabilir; ancak pek az insan bunu söyleyebilecek, çok daha azı gösterebilecek, o saf parlaklıkla yaşayacak cesarettedir.

Aslında benim de gözlerimi parlatan şeyler var, hep oldu. Ben mi kararsızdım, sürdürülebilirliğimi sağlayacağım ortamdan mı uzaktım? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, içimdeki bir şeyin içinde şekillenemeyen bu parlak ateşi görebildiğim kararlı insanlarda hayattaki pek çok şeyden daha fazla ilham alınacak özellikler gördüğümdür.

Neden bilmiyorum, bunu da bilmiyorum, bugün bu gerçekten kalbimi kırdı. Bu kadar saf bir kabulün, içinde tek karartının olmadığı bu kabulümün ve ilhamın kalbime bu kadar kırılmış hissettirmesi bana bu yazıyı yazdırdı. Yazarken bir noktada kendime haksızlık yaptığımı düşünsem de, o halde neden kırgınım?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar