Çok güzel bir kitaba başladım - evet çarpraz okuma yapıyorum- Tomris Uyar'dan Gecegezen Kızlar. Çok güzel bir kitabı okuyacağımı daha kitabın ilk sayfalarından anladığımda içimde, içime yayılan duru bir heyecan hissediyorum. Bu heyecan, bir kitabı ortaladıktan veya bitirdikten sonra gelen ''ne iyi kitaptı'' farkındalığının verdiği tatminden farklı bir his taşıyor. Bu heyecan öyle bir heyecan ki, hani biriyle tanışırsınız ve daha ilk anda adını koyamadığınız bir şekilde o kişinin içinizdeki bir parçayla yapboz uyumu gibi iç içe geçtiğini ancak uzay zamandaki doğrusal algımızda ancak o an bir araya geldiğinizi hissedersiniz... böyle bir romantizmin yüklediği, yine de içinizin derinliklerinde bildiğiniz ve bu nedenle abartılı değil, kendi olan bir heyecan. İşte bu kitabın daha yazarının önsözünü okurken bile böyle hissettim.
Bu hissimde pek tabii önümüzdeki süreçte okumayı planladığım, hatta Gecegezen Kızlar'dan önce onu okumayı düşündüğüm ancak yine tesadüfi gibi görünen ama mükemmel bir öncelik sonralık ardılını oluşturacak seçimimle o diğer kitabı sonraya bırakmamın da etkisi var. Bahsettiğim diğer kitap, Pavol Dobsinsky'nin derlediği Slovak Halk Hikayeleri. Bu kitabı kütüphanenin kapanmasına az bir vakit kalmışken hızlıca göz attığım kitap raflarında keşfettim. Sanırım benden önce ödünç alıp okuyan ikinci biri olmamış. Uzun zamandır bir derleme okumamıştım. Derlemeler (masal ve halk hikayesi derlemeleri) içerisinde yaşanmışlık veya yaşanabilirlik izleri taşıyan anlatılar oldukları için beni hep daha bir farklı heyecanlandırırlar. Ne çok çeşitte heyecan türü var değil mi? Gecegezen Kızlar'ın önsözünde de Tomris Uyar okurlarına halk masallarının karakterlerinin akışkan yaşamımızdaki insan karşılıklarını sorgulatmış.
Gecegezen Kızlar'ı okurken seninle veya bir başkasıyla konuşma dürtümle savaş verdim. Önce öyküleri okuyacağım, dedim kendi kendime. Önce bir öyküyü okuyacak, sonra ara vereceğim ancak kitap bitmeden onu kimseye anlatmayacağım. Bu heyecanı içimde kendime mi bastırmalıyım, yoksa dışımdaki dünyayla mı paylaşmalıyım? Görünen o ki ben ikincisini seçtim. Bir kez daha. Bunun en önemli nedeni tabi ki paylaşma tutkum değildi. Bunun nedeni, bu heyecanı yarınlarıma da uzatmak isteğimdi. Bir heyecanı içimizde tutmanın da pek çok faydası vardır. Özellikle de tamamlanmamış, içerisinde beklenti barındıran heyecanlar bence de paylaşılmamalıdır. Böyle heyecanlar kolaylıkla ürküp kaçabilir, başkalarının heyecansızlıklarından etkilenebilirler. Öte yandan benim bu kitaptan içime çektiğim heyecan, kitabın kendisiyle ilgili diye düşünüyorum. Kitapla benim şu anlık enerji alanım birbiriyle iç içe geçti. Bu da bizi, ''biz'' yaptı. Böylece kitabın anlatısı ile benim alma alanım uyumlandı ve ben de içimde büyüyen bir hissetme alanına sahip oldum. Kitapla birlikte oluşturduğumuz bu alana da, işte, ''heyecan'' dedim. Duru bir heyecan.
Kitabı sana anlatma sebebim çok komik. Kitabın ilk öyküsünün bir karakteri olmasa da, adı geçen isimlerden biri de Bülent'ti. Yazarın bir önceki okuduğum Güzel Yazı Defteri isimli kitabında da aynı isimli bir karakter daha vardı. Yazar bu ismi kullanmayı seviyor diye hissettim. Bu his de bana bu ismi sorgulattı. Zihnimde Bülent isimli bir bebek veya küçük bir çocuk canlandıramadım. Sanki Bülent ismi yalnızca artık kocaman olmuş çocuklara, koca koca adamlara has gibi geldi. Belki de Bülent ismini hep hatır gönül için bir aile büyüğünün adını yaşatmak adına bebeklerine koyuyordu aileler ve böylece Bülent isimli insanlar bu isimle bebekliklerini, çocukluklarını ve nihayet bu ismin ağırlığına denk düşecek yetişkinliklerini yaşıyorlardı. Bülent ismi insana nasıl bir karakter yüklerdi? Siyasetle ilgilenen bir amca veya ıssız adam olmasına bir yudum kalmış genç bir adam... Bilmiyordum. Bülent, sanki fazla... fazla, orta yaşlı ismiydi. Fazla oturmuş bir hayatın ismi.
İsimler bence izler taşırlar. Bu bakımdan bir şeye isim vermek de, bir şeyin ismini düşünmek de kıymetlidir diye düşünüyorum. Belki de isimler üzerine düşünen zihnim bu Bülent ismini gördüğü anda bana, bilincime, ''işte bu! ben de bundan bahsediyordum'' deme imkanı buldu. Bazen bazı düşüncelerimiz ancak yaşantılarımız veya böyle küçük denk gelmelerimiz sonrasında bilincimizle irtibat kurma imkanı buluyor.
Belki de günümüzde artık Bülent Can'lar veya Bülent Mert'ler falan vardır. Böyle isimleri de hep tuhaf bulurum. Çocuğa kullanmayı sevmeyebileceğini düşündüğümüz bir ismi neden bile bile verelim? Dümdüz Bülent ismini bir çocuğa vermek çok daha net bir duruş olurdu. Ya da farklı bir isim seçilebilirdi. Bir çocuğun oyunbazlığına veya bir yaşamın zamansızlığıyla uyumlu bir isim. Belki Bülent ismi de böyle bir isimdir bilmiyorum. Benim aklımdaki Bülent -dediğim gibi- milletvekili seçimlerine katılan veya kaçırdığı yaşamını ve özellikle aşkları kimseye itiraf etmeden deniz kenarında içli içli düşünen yine de asla akıllanmayan iki adamdan öteye gidemiyor. Belki de ailesine baş kaldırarak ''Bülent biraz böyledir'' cümlesini herkese ezberletmiş deli dolu bir genç adamdır Bülent, kim bilir... Sence nasıl biridir Bülent ismini taşıyan o bebek, o çocuk, o genç, o yetişkin, o yaşlı adam?
Bir kızım olursa adını hep Nisan koymak isterdim. Belki de nisan ayının ruhunu kalbimde hissettiğim için. Ancak, belki de tam da bu nedenle, ben her nisanda içimi dönüştüren bazen olaylı bazen olaysız farkındalıklar yaşadım. İçim, yıkıldı. Sonra yeniden var oldu. Bu ayın bana getirdikleri, doğumdu. İçimden doğan yeni kabuller. Bu anlamı yüklediğim bir ayın kodunu, ismini, çocuğuma verirsem (kendi annemle olan bağımı da düşündüğümde) ya aramızda dönüştürücü bir etki olursa diye korktum. Müstakbel babasına sorma gereği bile duymadan bu ismi olmayan kızıma verdim, sonra bu kararımdan caydım. Bence isimler bir insanın tüm varlığının sıkıştırıldığı bir kod. O isimle çağrıldığı tüm o deneyim anlarının ruhunu içine yüklenmiş bir şifre belki de.
Ben kendi ismimi çok seviyorum. Her detayını seviyorum hem de. Ancak, sözgelimi, bir Orta Dünya varlığı olsaydım adım ne olabilirdi veya Neptün'deki olası bir yaşantımda adım ne olurdu diye de düşünen bir merakım var. Sadece anlam değil -fark ettiysen Bülent isminin bile sözlük anlamına hiç değinmedim, belki de mükemmel bir anlamı vardır bilmiyorum- ismin sesletimi ve kişilerde yarattığı çağrışımlarla ilgileniyorum. Acaba benim ismim neyi çağrıştırıyor, sanırım bunu merak ediyorum.
![]() |
| Gecegezen Kızlar, Tomris Uyar |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder