Kilit kırıldı mı?

 

Ben hep bedenimden kopuk olduğumu sanmıştım; oysa belki de kopuk olduğumu sandığım şey, ruhumdu. Yıllar evvel içimdeki bir yanı, buna tam olarak ne demeli emin değilim ve hatta belki de bilmiyorum, kilitlemiştim. Kimsenin ulaşamayacağı, hayali bir yer. Bu anı hatırlıyorum ne garip. Farklı zamanlarda bir mühür gibi yenilediğim bu anı hatırlıyorum.

Belki de hatırlamak, ilaçtır. Bu saçma fikrin panzehridir. En son hatırladığım anın üstünden yıllar geçti. O zamanki çabamı anlayabilirim. Ondan öncekini de ve hatta ondan öncekini. Böyle kaç tane var? Bilmiyorum. Hatırladığım sadece belli anlar. Özellikle iki ve belki üç an. Sonuncusu zihnimde net. Kendi kendime verdiğim o saçma söz. Bir ders çalışma anında niye içsesim bana bunu fısıldadı? 

Burnum kaşınıyor. Belki de en başta buna odaklanmalıydım. Bedenin küçük tepkileri. 

Ne kadar çok yer görürsen, o kadar çok şey hissedersin; ne kadar çok şey hissedersen... O kadar çok adım atarsın.

Çok adım atmak istiyorum. Kalbim bu dünyaya bence bu istekle geldi. Sonsuz bir istek; tüm evreni bile kaplayabilir. Oysa ben ne yaptım, o isteği kilitledim. Bir mühür gibi, defalar defalar defalarca.

O istek nasıl açılır? Son kilitlemem bunun üzerine olan bir saçmalıktı. Belki de değil miydi? İstek ve sözler saçmalık olabilir ama yine de... Bunda gerçek olan ne? Bunda inandığım şey ne, neydi?

Ruhumun bedenimden kopuk olduğu gerçeği.

Bedenim ruhumdan değil, ruhum bedenimden kopukmuş. Bunu anlayamamış olmam anlaşılır bir şey mi? Belki anladın, belki anlamadın ama ben, ikisinin arasında devasa bir fark görüyorum. Belki de ilk seferde bedenim ruhumdan kopuktu ama sonra... Bu benim için bir şoktu. Yavaş bir şok. 

Bu nedenle bu şoku sindirebildiğimi fark ediyorum. Kendimi koruduğumu veya şokun beni kendimden koruduğunu da olabilir. Yavaş yavaş, zamanı kucaklayan bir kavrayış ancak hala kilitlemelerime bir anahtar değil. 

Kilidime değil; ortada bir kilit göremiyorum. Belki de asıl kilit, kilitlemelerimdi.

Nasıl bir ruhum olabilir? Ruhumun yapısında neler olabilir? Bir ruh nasıl görünür? Akışkan mıdır acaba ve\ veya saydam? Benim gibi mi görünür, beni oluşturan ben gibi mi?

Ruhu ilk kez ne zaman anmaya başlamıştım? 

Onu ilk kez ne zaman hissetmiştim?

Kilitlediğim o muydu? Değildi, bunu ruhum biliyor olmalı. Peki bedenim, bedenimin bildikleri ne?

Bedenim sadece adımları arzuluyor, onları özlüyor ve bana yalvarıyor. Bana yalvarıyor, yalvarıyor, yalva-

Ruhum, beni bir yıldızın soğukluğuyla izliyor. 

Ben, ikisinin bir parçasıyım. Ben bir parçaysam...

Açıklama yapmamayı seviyorum. Bu, bir parçanın getirdiği özgürlük alanı mı?

Bir parça genişleyebilir mi, bir parça yok olabilir mi? 

Benim parçam, benim kararsız parçam. Yok oluş. Hayır, kilitleniş. Ben neyi kilitlemiştim?

Ruhum korkmuş muydu? Hayır ruh korkmaz orası öyle de... Neyi umduğumu bilsem de, bildiğim şeyi ummadığımı hep biliyordum. Yine de istiyordum. Ben neyi istiyordum? Veya ben neyi istemiştim?

Ruhum ateşi, bedenim toprağı istedi. İkisinin yapısı, baskın yapısı bu diye mi? Ve hava. Hepsini kuşatan hava. Düşünceler, düşünceler, düşünceler.

Fikirler. Kilidim de, kilitleyişim de, kilitlediğim de; bu muydu?

Oysa kilit açılalı çok oldu. O kadar çok oldu ki... Belki de bunu fark etmek en büyük korkumdu. Yoksa, kilidin açılmasını mı kilitlemiştim? Evet öyleydi! Gerçekten öyleydi. Ben, kilidin açılmasını kilitlemiştim!

Sonra da, açılan o kapıyı, ardına kadar açılan o kapıyı defalarca geri ittirmeye mi çalışmıştım? Ne ile? Fikirler, fikirler, fikirler.

Ruhumdan o kadar kopuğum- kopuktum ki. Bir insan ruhundan nasıl kopar? İhanet. Bu bir ihanet ve ben bununla yüzleşmekten korktum. (Korktuklarımdan biri.)

Hala korkuyorum, bu sefer ruhumu mu kilitliyorum? (Ruh kilitlenmez.)

Sen kilitlenirsin.

Hep ruhtan bahsettim. Hep ruhtan en çok ondan. 

Hep onu gördüm, büyük bir hüsranla. Başkalarına ışık veren bu yanım, beni derin bir hüzne boğdu. Neden, neden böyleydi; bilmi- Bilmiyorum. Belki de kilitli olduğumdan. Evet bundan. Yine de...

Korkumdan.

İnsan kendisinde ne eksikse onu anar belki de. Bir ismi anar. Anar, anar. O ismi, anlamını kaybedene kadar anar.

(Ruh nedir?)

Bedenimden de kopuktum. Kilit nedeniyle mi? Ne zaman koptum? Işıklı çocuk bedenimle değil. Buna inanmam. Fotoğraflarım nasıl izin verebilir! Ne zaman, ne zaman... Ne zaman!?

(Ne zaman?)...

Şimdi, bir önceki an, geçen yıl, beş yıl ev- Ne fark eder? Ancak şimdi değil, biliyorsun. Şimdi bedenimde olmasam, ruhumu göremezdim.

Ruhumdan ne zaman kopmuştum? Belki de doğduğumda. Evet olabilir. 

Tüm hayatım ruhları keşf- Ruhları seve- 

(Ruhumu unutarak geçti.)

Bir ışık veya katı bir beden. Hepsi ben değil miy(d)im?

Sevgi miydi? Sevgi, değer, varlık, bilinç; hepsi ve döngüsel. Böyle sanmıştım. Dua ederken, ağlarken, unuturken ve umut ederken.

Aslında hissetmiştim. Bedenimi de, bedenimdeki... Ben asıl bedenimdeki ruhumu hissedememiştim. İşte eksikliğim bundandır-

Belki de kilit de buydu: Eksiklik inancı.

(''Sen eksik değilsin.'')

Oturmak ve oturduğum yerden bir yazı yazmak. Saçma olmasa da... 

Bedenim adımlar atmak istiyor. Bedenimdeki ruhum, adımlar adımlar adımlar... 

Kilit kırıldı mı?





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar