Bezelyecik'in bilmediğini sandığım(ız) şeyler.

 

Sevgili Bezelyecik #1 (28.10.25) 

Genç kadın parmak uçlarını parmağının çevresindeki boşlukta gezdirmiş. Çalan müziği uzun uzun dinlemiş, dinlerken uzun uzun esnemiş ve gözleriyle parmağının çevresindeki boşluğu izlemiş. 

''Kendimi en son doğum günümden birkaç gün evvel böyle hissetmiştim,'' demiş göğsünde uzanan Bezelyecik'e. ''Biliyorsun Bezelyecik,'' demiş kafasını yan tarafına döndürerek. Aynadaki yüzü de onu bekliyormuş. ''Saçlarım bu boydaydı... Gözlerim böyle buğulu, hatta gözüme kirpik kaçmıştı aynen böyle... Dudaklarım böyle önce zoraki, sonra gerçekten kıvrık. Ve sen Bezelyecik, sen benim göğsümdeydin. Böyle güzel, böyle yumuşak, böyle kalbim... Güzel çocuğum benim!'' Genç kadın, kedisine sıkıca sarılmış; ilginçtir, kedisi de ses etmeden göğsünde uzanmaya devam etmiş.

''Bezelyecik...'' demiş sonra genç kadın tüylerin arasındaki parmaklarını gözleyerek, ''boş hissettiriyor.'' Bezelyecik, annesinin göğsüne daha çok yaslanmış. Tüm tüyleriyle annesini ısıtmış. 

Genç kadın ağlamak için güzel bir zaman diye düşünse de, bunu başaramamış. Bezelyecik'i usul usul okşamış, müziği başa sarmış, sarmış sarmış... ''Bezelyecik... Aşkın bu dünyanın ötesinden olduğunu sanmıştım, oysa o, bu dünyada yaratılmış. Sen bunu hep biliyordun değil mi Bezelyecik?'' Bezelyecik hiç ses etmemiş ama evet, hep biliyormuş.

''Bezelyecik...'' demiş sonra genç kadın parmaklarını Bezelyecik'in tüylerinin arasına saklayarak. Bakışlarını boşlukta gezdirmiş, gezdirmiş... ''Biliyor musun Bezelyecik... Sevgi ve aşk ikiz kardeşmiş. Biri dünyada büyümüş, diğeri neptünde yaaa...'' Bezelyecik kısacık mırlamış, çünkü bu bilgiyi o da yeni öğrenmiş. 

''Bezelyecik...'' demiş genç kadın hafifçe gülümseyerek, Bezelyecik'in bilmediği bir şeyi keşfetmek ona çocukça bir gurur vermiş. ''Şarkıyı başa sarmayacağım. Hep aynı şarkıları dinlemekten sıkıldım. Nasıl bir şarkı sevdiğimi bile bilmiyorum. Boşluğu dolduracak şarkıları dinliyorum dinliyorum. Onları...'' Bezelyecik sıkılıp kalkmış ve genç kadının giysi yığınının tepesine uzanmış.

Dışarıda yıldızlar parıl parıl parlıyormuş. Elektrik kesintisinin ortasında gökyüzü mumlarla dolu bir bahçeymiş. Genç kadın perdeyi hafifçe aralamış ve ağlamaya başlamış. Gökyüzünü çok özlediğini fark etmiş. Yıldızları izlemeyip dudak büktüğü günlere gülmüş sonra. Canı yıldız bulmaca oynamak çekmiş ama sonra buna canı sıkılmış. Çünkü aklına parmağındaki boşluk gelmiş.

Biliyor musun Bezelyecik, diye fısıldamış sonra. Sesi öyle belli belirsizmiş ki duyulmamış bile. ''Ben biliyorum.''

Genç kadın biraz istemeyerek, yine de tereddüt etmeden, perdeyi çekmiş ve yatağına kıvrılmış. Gözlerini örten kirpiklerinin arasından ne düşündüğünü görmek imkansızmış. Parmağındaki boşluk hala orada dursa da, o çok sakin görünüyormuş.

Oysa değilmiş, Bezelyecik biliyormuş.


Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, Murathan Mungan.



6 yorum:

  1. Demek diğeri Neptün'de büyümüş :) pekiği Neptün'de ki sevgi mi aşk mı?

    Bezelyecik'in hiç bir şey söylemeden her şeyi bilmesi çok güzel, kedinin zihni odanın içindeki tüm nesnelere sinmiş bile olabilir! ;) Kahramanımız bezelyecik ben farkındayım ancak seni sıkıştırmayacağım tavrıyla dolaşmış gibi ehe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kısmı okura bırakıyorum :) Çünkü belki de insandan insana sevgi ve aşk kavramlarının büyüdüğü gezegenler değişiyordur.

      Benim fikrimi sorarsanız, ki bu da değişim geçirebilir... Bu bölümü yazarkenki düşüncem aşkın dünyadan, sevginin neptünden olduğuydu. Sanırım çoğu kişi tersini düşünür. Aşk hayal kurmayı içerdiği için böyle düşünülmesini anlıyorum. Ancak ben burada neptün'ü iç dünyamız, iç çocuğumuz vs gibi bir yerden almış ve ona içimizde zaten doğuştan olduğuna inandığım sevgi potansiyelini uygun görmüştüm. Aşk ise, iki kişiliktir ve dünyada o diğer kişiyle birlikte var edilir (platonik aşkın varlığına inanmıyorum veya öyle başka tek taraflı şeylerin). Bu nedenle de aşk dünyada oluşur ya da oluşmaz, böyle düşünüyorum. :)

      Bezelyecik sevimli bir bilge ve biraz da bıkkın veya şımarık yönleri olabilir. :) Aslı konuşurken bence Bezelyecik içinden ''ha şunu bileydin,'' ''bunu bile mi yeni anladın'' gibi cümleler geçirmiş olabilir. Belki de sadece mama denizinde tatil yapmayı düşünüyordur, kim bilir...

      Sil
    2. Platonik aşk konusunda önyargıyla yaklaşma derim, ben senelerdir Simone Simons'a platoniğim ;)

      Sil
    3. Ahahahah, evet aslında olabilir :) Simone Simons da platonik olunacak birisi o ayrı, tamam ikna oldum :)

      Sil
  2. yani bezelyecik annesini anlıyor hissediyor ama bunu her zaman göstermiyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bezelyecik kedi gibi görünen biirrr... belki de Aslıyı Aslı'dan bile iyi tanıyan bir çocuktur. Kedi tabi ama ona yazarı olarak benim verdiğim daha farklı anlamlar var. Büyü bozulmasın diye okura kendi anlam alanını bırakıyorum. :)

      Sil

Popüler Yayınlar