Mayısın
Mutlulukları | 1.Hafta (08.05.22)
Mutluluk
badem şekeri gibi bir şeymiş. Tüm sert halleri aslında çepeçevre şekerdenmiişş
:)
Mutluluk
çimlerde oturup İzmir kumrusu yerken -bir yiyecek bu sevgili okurcuklar,
İzmir dışında satılıyor mu bilmiyorum- yanına hoplaya zıplaya
serçeciklerin gelmesi ve yemeğini onlarla bölüşmenmiş.
Mutluluk
arkadaşlarınla sergi, müze vs gezmekmiş. Kültürel aktivite açlığını nihayet
doyurman gibi bir şeymiş.
Mutluluk
alakasız konulardan konuşurken bir anda eteğindeki taşları dökmen ve
rahatlamanmış. Bunu mutluluk yapansa karşındaki kişinin bakışlarıymış. Çünkü
taşların dökülmesi için uygun mevsim gerekirmiş. Uygun mevsimi sana veren
insanların değeriniyse çok çok iyi bilmen gerekirmiş.
Mutluluk
bayram ziyaretine gitmekmiş :) Ama en yakınlarına. Sonra da tatlı yemekmiş :)
Mutluluk
gönlünce bol bol fotoğraf çekmekmiş. Çünkü ilham perilerini de doyurman
gerekirmiş. Eğer onları uzun süre aç bırakırsan bir daha misafirlik oturması
için kapına uğramazlarmış, sen de her yerde onları arar ama kolayca da
bulamazmışsın.
Mutluluk
kendinde sevmediğin bir şeyi değiştirmekmiş. Çünkü bu mutluluk tanımını
gerçekleştirmeden diğer mutlulukları görmen zor, hatta imkansıza yakınmış.
Mutluluk
bolca gezdikten sonra evde yatmakmış :)
Mutluluk
birini hayaline ortak etmekmiş.
Mutluluk
sevdiğin bir filmin yorumunu filme dair tüm düşüncelerini aktararak yazıp
yayınlamakmış. Çünkü düşüncelerini paylaşmak içine derin bir nefes çekmek gibi
rahatlatıcıymış. -benim için öyle, aksi halde bir yerden sonra boğuluyor gibi
hissediyorum.-
Mutluluk
tatlı bir yazı okumakmış. Seni gülümseten, eski bir blog yazını. 2021 yılında
doğum günüm için bir yayın paylaşmıştım. Altına çok güzel bir sürü yorum
gelmiş. O yazım çok okunanlar kısmına çıkınca bir göz attım ve mutlu hissettim.
Bu his için sizlere çok teşekkür ederim. Hep tatlı okurlara sahip oldum, şanslı
birisiyim. :)
Mutluluk
çilekli dondurma gibi bir şeymiş. Sanırım kaç yaşına gelirsen gel sana neşeli
olmayı anımsatırmış.
Mutluluk
sevdiğin kişilerin yanında olmasıymış. Bazen kendini yalnız hissetsen de,
aslında sarılmak dünyadaki en kolay şeymiş. Tıpkı sarılmanın küçük kardeşi olan
gülümsemek gibi. Bana inanmıyorsan sana bir formül vereyim mi? Bak şimdi sesli
bir şekilde uzata uzata kiraaazz diyeceksin ve olacak. Sihir gibi değil mi? :)
-değil.-
2026 Notu: 21-22 yaşlar ne kadar genç yaşlar. Çok çok genç yaşlar gerçekten. Sanırım 25 yaşımdayken o yaşlarımla arama bir camdan duvar girdi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder