Eski Mutluluk Yazıları #14

 

Mayısın Mutlulukları | 3. Hafta (22.05.22)

Bir varmış bir yokmuş, mutluluk neredeymiş, bu yazının yazarı bunu bilmese de, birazdan mutluluk ona ce eee yapacakmış. Zira bu yazılar sayesinde mutlu anları fark ediyormuş. Yoksa mutlu anlar geçer geçmez hafızası balık hafızasından hallice oluyormuş. Bunu yazarken bile acaba balıklara haksızlık mı ediyorum diye tereddüt ediyormuş, çünkü balıkların hafızasının daha kuvvetli olabileceği konusunda da tereddütleri varmış. Her neyse, en azından eğleniyormuş, biraz.

Aslında güzel anlar yaşadım ve aslında mutluluk ne bilmiyorum. Tamam. :) -yazı bu kadardı dermişim bile diyemem çünkü kısa kesemiyorum, malesef :)- Bu yüzden her zamanki gibi iyi hissettiğim kısa anları yazacağım. Yazınca büyüyorlar çünkü. Ama bu yazı dizisini mayısla noktalayacağım. Belki gelecekte gerçekten iyi hissettiğim günler çok şükür ki gelirse o zaman devam ederim.

Pazartesi günü iki farklı sınıfa ders anlatmıştım. Yorucuydu doğrusu. Ama baya eğlenmiştim. Anlatımım çocukların da hoşuna gitmiş olacak ki, abartmıyorum, okul çıkışında kendimi ünlü gibi hissetmiştim. Valla, çok ciddiyim :) Çünkü çıkışta okuldan çıkana kadar ve hatta çıktıktan sonra bile öğrenciler bana selam vermiş ve ders anlatımım hakkında güzel şeyler söylemişlerdi. Bu olay beni şaşırtmıştı doğrusu. Yani evet bence de güzel anlatmıştım, her ne kadar kendimi gereksiz yorsam da, ama çocukları böyle olumlu bir şekilde etkilemek bana kendimi çok değerli hissettirmişti. Sanırım hayatım boyunca bu kadar değerli hissettiğim çok az an yaşamışımdır. Abarttım mı acaba? Yok hayır. Çünkü yol boyu sırıtasım falan gelmişti, dünya daha güzel bir yerdi ve her şeye rağmen her şey güzeldi. Güzel zamanlardı. -tamam, sanırım güzel olduğuna artık herkes ikna oldu :))-

Salı günü arkadaşımın doğum günüydü. Ders çıkışı onun doğum gününü kutlamıştık. Sürprizimizi yemiş miydi yoksa yemiş gibi mi yapmıştı emin değilim ama sonuçta o gün baya gülmüş, fazla gülmüş, ve eğlenmiştim. Okuldan çıkmadan evvel okulda da çok eğlenmiştik. Anı kalması için videolar falan çekmiştik. Yine güzel zamanlardı.

Çarşamba günü kütüphaneye gitmiştim. Bu sefer kütüphaneyi uzun uzadıya gezmedim ama Nobelli yazarların kitaplarının olduğu rafları incelerken ilginç kitaplarla karşılaştım. Kitapları karıştırıp yerine koymak da zevkli. O gün bir de üniversiteden bazı arkadaşlarıma küçük hediyeler aldım. Eve gelince de minik notlar yazdım. Hediyeleri henüz vermedim, çünkü fırsatım olmadı, ama hediye alma ve not yazma aşaması bana iyi gelmişti. Mezun olduğumuzda benden minik hatıralar kalsın istemiştim, büyük bir şey olmasa da, en azından kalbimdenler işte.

Cuma günü fakültemde tek başıma vakit geçirdim. Resim bölümünün yıl sonu sergisini gezdim, bir şeyler okudum, bir şeyler yazmaya çalıştım ve sonra o sayfayı yırttım ama atmadım. Hala çantamda sanırım. Belki sonra okuyunca o kadar da saçma gelmez yazdıklarım.


2026 Notu: Fark ediyorum da eskiden yazmaya dair gerçekten daha tutkuluydum. Lise yıllarımda her köşeden şiir dizelerim taşardı. Üniversitede masal ve öykü (parçaları). Sonra tutkum azaldı. Cidden azaldı. Bunu koruyan tek çatım bloğum kaldı. Her şeyi geçtim artık günlük bile yazmıyorum.


Kim Bağışlayacak Beni, Birhan Keskin.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar