Mayısın
Mutlulukları | 3. Hafta (22.05.22)
Bir
varmış bir yokmuş, mutluluk neredeymiş, bu yazının yazarı bunu bilmese de,
birazdan mutluluk ona ce eee yapacakmış. Zira bu yazılar sayesinde mutlu anları
fark ediyormuş. Yoksa mutlu anlar geçer geçmez hafızası balık hafızasından
hallice oluyormuş. Bunu yazarken bile acaba balıklara haksızlık mı ediyorum
diye tereddüt ediyormuş, çünkü balıkların hafızasının daha kuvvetli olabileceği
konusunda da tereddütleri varmış. Her neyse, en azından eğleniyormuş, biraz.
Aslında
güzel anlar yaşadım ve aslında mutluluk ne bilmiyorum. Tamam. :) -yazı bu
kadardı dermişim bile diyemem çünkü kısa kesemiyorum, malesef :)- Bu
yüzden her zamanki gibi iyi hissettiğim kısa anları yazacağım. Yazınca
büyüyorlar çünkü. Ama bu yazı dizisini mayısla noktalayacağım. Belki gelecekte
gerçekten iyi hissettiğim günler çok şükür ki gelirse o zaman devam ederim.
Pazartesi
günü iki farklı sınıfa ders anlatmıştım. Yorucuydu doğrusu. Ama baya
eğlenmiştim. Anlatımım çocukların da hoşuna gitmiş olacak ki, abartmıyorum,
okul çıkışında kendimi ünlü gibi hissetmiştim. Valla, çok ciddiyim :) Çünkü
çıkışta okuldan çıkana kadar ve hatta çıktıktan sonra bile öğrenciler bana
selam vermiş ve ders anlatımım hakkında güzel şeyler söylemişlerdi. Bu olay
beni şaşırtmıştı doğrusu. Yani evet bence de güzel anlatmıştım, her ne kadar
kendimi gereksiz yorsam da, ama çocukları böyle olumlu bir şekilde etkilemek
bana kendimi çok değerli hissettirmişti. Sanırım hayatım boyunca bu kadar
değerli hissettiğim çok az an yaşamışımdır. Abarttım mı acaba? Yok hayır. Çünkü
yol boyu sırıtasım falan gelmişti, dünya daha güzel bir yerdi ve her şeye rağmen
her şey güzeldi. Güzel zamanlardı. -tamam, sanırım güzel olduğuna artık herkes
ikna oldu :))-
Salı
günü arkadaşımın doğum günüydü. Ders çıkışı onun doğum gününü kutlamıştık.
Sürprizimizi yemiş miydi yoksa yemiş gibi mi yapmıştı emin değilim ama sonuçta
o gün baya gülmüş, fazla gülmüş, ve eğlenmiştim. Okuldan çıkmadan evvel okulda
da çok eğlenmiştik. Anı kalması için videolar falan çekmiştik. Yine güzel
zamanlardı.
Çarşamba
günü kütüphaneye gitmiştim. Bu sefer kütüphaneyi uzun uzadıya gezmedim ama
Nobelli yazarların kitaplarının olduğu rafları incelerken ilginç kitaplarla
karşılaştım. Kitapları karıştırıp yerine koymak da zevkli. O gün bir de
üniversiteden bazı arkadaşlarıma küçük hediyeler aldım. Eve gelince de minik
notlar yazdım. Hediyeleri henüz vermedim, çünkü fırsatım olmadı, ama hediye
alma ve not yazma aşaması bana iyi gelmişti. Mezun olduğumuzda benden minik
hatıralar kalsın istemiştim, büyük bir şey olmasa da, en azından kalbimdenler
işte.
Cuma
günü fakültemde tek başıma vakit geçirdim. Resim bölümünün yıl sonu sergisini
gezdim, bir şeyler okudum, bir şeyler yazmaya çalıştım ve sonra o sayfayı
yırttım ama atmadım. Hala çantamda sanırım. Belki sonra okuyunca o kadar da
saçma gelmez yazdıklarım.
2026 Notu: Fark ediyorum da eskiden yazmaya dair gerçekten daha tutkuluydum. Lise yıllarımda her köşeden şiir dizelerim taşardı. Üniversitede masal ve öykü (parçaları). Sonra tutkum azaldı. Cidden azaldı. Bunu koruyan tek çatım bloğum kaldı. Her şeyi geçtim artık günlük bile yazmıyorum.
![]() |
| Kim Bağışlayacak Beni, Birhan Keskin. |

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder